Nihat Kahveci’den Fikret Orman’a: Hiç kimse ekranda göründüğü, konuştuğu gibi değildir

Pinterest LinkedIn Tumblr +

Beşiktaş’ın eski futbolcusu Nihat Kahveci, kendisi hakkında sert açıklamalar yapan Başkan Fikret Orman’a İspanya’dan cevap verdi. Nihat Kahveci çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Nihat Kahveci röportajı;

SORU: Futbolu bırakma sürecine gelelim. Türkiye’de şu anda 34-35 yaşında bir çok futbolcu transfer olurken sen 32 yaşında futbolu bıraktın. Bu süreci anlatabilir misin?

-Hiçbir zaman bir futbolcu, kafasında futbola başladığında “şu yaşta futbolu bırakacağım” diye düşünmez. Sonuçta futbol hayatı boyunca insan çok şeyler yaşıyor iyisiyle kötüsüyle. Ben yaklaşık 2000 yılından 2010 yılına kadar milli takım kadrosunda bulunan bir futbolcu oldum, sakatlık olmadığı sürece. Ve İspanya’da oynadım bu dönemde. Bu benim için şu anlama geliyordu; inanılmaz yolculuk yapıyordum, sabah erken saatlerde kalkıp akşam geç saatlere kadar maç oynayıp üç günde bir maç oynayıp oradan oraya oradan oraya, gerçekten çok yoğun bir tempoda bulundum. Onun dışında tabii ağır sakatlıklar yaşadım. E tabii ki hiç beklemediğim bir süreç, Beşiktaş’ta başarısız bir futbol ve onu neticesinde yapılan bazı olaylar ,eleştiriler artık istediğini sahaya veremeyen bir Nihat’ı gördüğüm için futbolu bırakmaya karar verdim. Şu an pişman mıyım; tabi ki de daha çok oynamak isterdim, daha çok goller atıp başarılı olmak isterdim, ülkemi daha çok temsil etmek isterdim ama öyle gerekti. Tek bir sebep yok bir çok sebep var dediğim gibi. Ama önemli olan vermiş olduğum kararın arkasında durmak. Ben şahsen mutluyum.

SORU: Jübile yapmadın. İstiyor musun?

Yok çünkü öyle bir enteresan dönem oldu ki, belki kimse beklemiyordu bırakacağımı. Bir an öyle bırakacağımı açıkladığım için jübile gibi bir şey olmadı, zaten jübilede bana biraz şey geliyor yani, jübile çok da önemli mi bence önemli değil. Önemli olan insanlar 10 sene sonra bir Nihat diye futbolcu vardı, iyi futbolcuydu, iyi adamdı desin. Bence önemli olan o. Jübile çok da önemli değil.

SORU: Futbolu bırakan kişilerde biz bu lafı çok duyuyoruz, “Kırgın bıraktım” diye. Sende bu kırgınlık var mı?

Yok, ben önce kendime kızdım başarısız olduğum için. Çünkü hep başarılı olan bir insandım. Ama bazı sebeplerden dolayı olmadı maalesef. Kırgınlık yok. Kırgınlık sadece bazı yapılan açıklamaların kırgınlığı. Tabii ki üzerimizde bıraktığı yaraları var, çünkü ben senelerce hiçbir polemikle gündeme gelmeyen bir Nihat Kahveci olarak son zamanlarda maalesef istemediğim şekildeki polemiklerle gündeme geldim. Böyle olmasını istemezdim tabii ki ama sorun yok. Sadece birkaç yapılan açıklama beni üzdü, benimle ilgili. Ama insanlarda herkesin kendi bir görüşü var, saygı da duyuyorum hepsine. En güzel ilaç zamandır. Göreceğiz zaman geçince.

SORU: Beşiktaş Başkanı Sayın Fikret Orman’ın senin hakkında açıklamaları oldu. İş “Beşiktaş’ın çocuğu değil” lafına kadar gitti. Neler söyleyeceksin?

Tekrar o günlere dönmek istemiyorum da, hani çok konuşuldu nedense bana verecekleri para. Dedikleri, yok faiz parası o, bu, şu. Ben Elhamdülillah Müslümanım, 5 vakit namazını niyazını kılan insanım, faizin ne demek olduğunu az çok bilirim. Kimse demedi, ‘Bu çocuk 2 sene istese oynamadan durur parasını yine alırdı’ diye. Beni sadece üzen, bana “Beşiktaş’ın çocuğu” lafını yakıştırdılar. Gurur duydum, çünkü Türkiye’de sadece Beşiktaş’ta oynadım. Kimileri tabii ki beni şu an çok eleştiriyorlar belki şu anki mahkeme sürecinden dolayı. Ama kimse kimsenin ne yaşadığını bu hayatta bilemez. Hiç kimse ekranda konuştuğu gözüktüğü gibi de değildir, ben sadece bunu söylüyorum. Ama maalesef ülkemizdeki insanlar bazen kolay da kanabiliyorlar bazı şeylere. Benim hatalarım yok mu tabii ki var. Ben ilk önce her zaman aynaya bakmasını bilen bir insanım. Ama çıkıp, “Beşiktaş olmasaydı Bağcılar’ın çocuğu olurdu” sözünü şahsen ben büyük bir camiayı yöneten sevgili başkanımıza dönemde yakıştıramadım. Kırıldım, üzüldüm. Bana kapıların kapandığı söylenildi. Olsun, kapılar kapansa da ben Beşiktaşlıyım. Benim Beşiktaşlılığımdan kimse şüphe edemez. Çünkü ben Türkiye’de sadece Beşiktaş’ta futbol oynadım. Beşiktaş’ı ve Türk futbolunu sadece yurtdışında temsil ettim. Başka takımlarda da istesem oynayabilirdim. Kimseye de Beşiktaşlılığımı ispatlamak zorunda hissetmiyorum. Onlar benden daha çok Beşiktaşlı olsun, inşallah daha çok hizmet ederler, Beşiktaş inşallah şampiyonluklar yaşar, ondan daha çok ben sevinirim. Ama çıkıp hani biraz benim kişiliğime “Beşiktaş olmasaydı Bağcılar’ın çocuğu olurdu” lafı birazcık üzdü beni. Ama dediğim gibi saygı duyuyorum, kulübün başkanıdır diye saygı duyuyorum. Çünkü Beşiktaş’ı temsil eden birisi olarak saygı duyuyorum ve bu sene de gerçekten başarılı işler yaptılar 2. yarı başlayana kadar. İnşallah Beşiktaş sezon sonunda ipi göğüsler. Kolay mı; zor. İnşallah başarılı olur.

SORU:Başkanın kendisiyle görüşme imkanın oldu mu?

Kendisiyle görüşmedim. Dediğim gibi ben saygı duyuyorum kendisine. Sadece söylediği lafın beni kırdığını belirtiyorum. Kendisini eleştirmiyorum. Sonuçta Beşiktaş Kulübü’nün başkanıdır diye saygı duyuyorum öncelikle. Bundan sonra bu konunun fazla açılmasının manası yok. Ama maalesef insanlar halen konuşuyor, halen yazıyor, bana da yazıyor insanlar Twitter’dan. İnanılmaz. Demek ki insanlar unutmuyor, demek ki insanları baya etkilediler yaptıkları açıklamalarla. Ben sanki biraz “Kötü çocuk” gösterildim ama sorun değil. Yeter ki Beşiktaş başarılı olsun, biz de arada kaynar gideriz.

SORU: Beşiktaş’ta oynadığın son dönemde, özellikle son senende bayağı olaylar yaşadın. Hatta kampanyalara varacak derecede, mahkemelere düşecek derecede olaylar yaşadın. İspanya’da onca sene yaşadıktan sonra Türkiye’deki futbol ortamının bu denli değişmiş olacağını düşünüyor muydun?

Valla her şeyin bir sebebi vardır. Dediğim gibi Türkiye’de başarılı insanlar bile yerden yere vuruluyorsa ben sahanın içinde başarısızdım, normaldi benim o kadar yerden yere vurulmam. Dediğim gibi o yüzden iki sene dayanabildim ama bizim ülkemizde çok şey değişmeli diye konuşuyoruz, bilmiyorum ne kadar iyiye gidiyoruz. Hani onunda kararını taraftarlar versin. Ama benim gördüğüm, bilmiyorum yani oynanan futbol ortada. Son zamanlarda Milli takımın düşüşü ortada. Bir şeyleri artık değiştirmenin zamanı geldi diyorum, bir şeyleri değil bence çok şeyleri değiştirmenin zamanı geldi diyorum. Tek isteğim de odur yani. Türk futbolunun gelişmesidir. Ama bilmiyorum yani ben şahsen fazla bir umut göremiyorum şu anda. İnşallah bundan sonraki zamanlarda görürüz. Ama benim yaşadıklarım gerçekten kolay şeyler değildi. Sırf kazancım yüzünden bir kere hani inanılmaz şekilde eleştirildim. Ama sanki tek parayı bir tek ben kazanıyordum o takımda yani bilmiyorum çok göze battık. Belki Türk olduğumuz için daha çok dikkat çekiyoruz. O yüzden belki yabancılar bir daha gidiyor bir daha dönüyorlar, İstanbul keyifli geliyor. Biz maalesef İstanbul’un keyfini istediğimiz gibi yaşayamıyoruz kendi takımımızda oynadık mı rahat dışarıya çıkamıyoruz, her türlü eleştiriyi biz alıyoruz, gazetelerde en çok biz yer alıyoruz. Ama ne yapalım böyleyiz. İnşallah bir gün değişecek bu mantalite. Ama sonra Türk’üz dedik mi bizden daha çok Türkiye’yi seven yok ama bizden daha çokta kendi insanını eleştiren bir ülke yoktur herhalde. Bence Türkiye’de Türk futbolculara çok fazla sahip çıkılmıyor. Bunların biri de ben oldum. Benim de hatalarım vardı. Bunu özellikle de belirtmek istiyorum. Çünkü ben başarısız oldum ama her şeyde çok abartılı doğruyu söylemek gerekirse.

SORU:Beşiktaş’tan itilaflı şekilde giden teknik direktörler, futbolcular var. Son 7-8 yılda bunların sayısı inanılmaz derecede ve Beşiktaş’ın bunlara mahkeme yoluyla ödediği tazminatlar var. Bu kadar rakamlar varken Nihat’ın bu derece konuşulması ne kadar doğru?

Bilemiyorum; bazen ben de kendi kendime soruyorum yani. (Ferrari hakkında) O’na verilecek paradan çok bana verilecek ne bileyim alacağından biraz daha fazla olan para mı… Ben bilmiyorum hani neden bu örneğin konuşulduğunu. Demek ki beni sevmiyorlarmış yani. Bu ülkede bazı kesimler hiç sevmiyorlarmış.

Yanlış anlaşılmasın beni tabii ki ülkemiz seviyor. Ama demek ki bazı insanlar inanılmaz, geldiğim günden beri nefret bağlamış. Ne bileyim hani gerçekten ama zannediyorum fazla üzerime gelindi bu konuda. Tabi bende öyle düşünüyorum ama dediğim gibi kimseye de saygısızlık etmedim orada bulunduğum sürece. Sadece yaşadığım bir olay dışında. O olayı da açmak bile istemiyorum unuttum bile. Bilmiyorum kimseyi üzdüğüme inanmıyorum yani.

Share.

Leave A Reply