“Semt yanıyor Fatih! Yanmıyor mu Fırat?”

Pinterest LinkedIn Google+ Tumblr +

Beşiktaş başkan adaylarından Hürser Tekinoktay TRT SPOR’da katıldığı programda seçim gündemiyle ilgili açıklamalarda bulundu.

Tekinoktay’ın açıklamalarından önemli bölümler şöyle;

“Çok ateşten gömlek diye bakmamak lazım. Bu bir değişim süreci.

İçinde bulunduğumuz koşullar bilinen koşullar. Ürkütücü kelimelerinden ziyade bu sorunu çözme üzerine bakmamız lazım. Zaten zor koşullar olmasa bize gerek olmazdı, kolay koşullarda tatilimizi yapar işimize devam ederdik. Zor koşulların içine girdiğimizi zaten biliyoruz.

1 yılda üç tane seçim olması, biz siyasi parti değiliz. Sporda yarışmak istiyoruz. 25 milyar dolarlık şampiyonlar ligi pastası var. Rakiplerimiz o pastaya gidiyorlar ve büyük paylar alıyorlar. Bizim bunlarla uğraşmamız lazımken biz sürekli içimizde kavga ediyoruz. Kişisel işlere dönüşüyor. Ve bu süreçte Beşiktaş’ın sportif ve mali durumu sürekli aşağıya doğru gitti. Hem kasanıza hem de sportif başarıya yansıyor.

Bu köklü bir sorun. 2000’e kadar Türkiye’de hatta dünyada her şey çok farklıydı. 2000’den sonra futbolun endüstriyel yapısıyla birlikte gelirlerin ciddi bir hacmi oluştu. Çok büyük para içeri girmeye başladı. Türkiye’de maalesef kültürel ve sosyolojik yapı bu parayı kullanmayı beceremedi. Sadece Beşiktaş’ın sorunu değil bu. Bu süreç sadece 7 yıllık değil 19 yıllık bir süreç.

Temel felsefemiz şu; Projeler çok önemli ama temel felsefeler daha önemli. Tüketecek misiniz üretecek misiniz? Biz ve onlar demiştik nitekim iki aday birleşti, beraber de oturup yemek yiyorlar, oturuyorlar kalkıyorlar. Bir o cephe var bir de bizim cephemiz var. Bizim cephemiz üretici, çalışan, katma değer yaratan cephe. Diğer cephe ise genellikle vaktini banka veznelerinde borç para arayan cephe. Beşiktaş’ın kendi öz varlıklarıyla üretmesi lazım.

Beşiktaş’ın şu anda 20 bin koltuğu boş. 4 haftada 80 bin koltuk yapar, bu pazarlamak zorunda olduğunuz öz varlığın. Orada bir para var. O para havadayken maaşları ödeyemiyoruz. Veya şampiyon olan amatör takımımızı uluslar arası yarışmaya gönderemiyoruz ki bu çok içler acısı bir durum. Veya şube kapatıyoruz. Beşiktaş’ın ülke sporunda bir misyonu var. Şube kapatılması kuruluş amacına ters. Mahallenin çocukları spor yapsın diye kurulan bir kulüpte biz spor yapılacak imkanı kapatıyoruz. İnanılmaz.

Hemen tribünlerdeki 20 bin stoğu paraya çevireceğiz.

Biz 3 yıl 6 yıl görev yapabiliriz ama bizden sonrakilere kulübü aldığımızdan çok daha iyi bırakmamız lazım. Ben bırakırken borçsuz bırakmak istiyorum. Tribünde yapacağımız güncellemeyle yaklaşık 50 milyon TL sıcak para sağlayacağız daha önemlisi biz İnönü ruhuna geri döneceğiz. Tribünlerin boşalması, keyifle kahve içilen bir ortam olması bizim ruhumuz değil. Bir park oldu orası. Bu operasyonun hemen arkasına tüzük tadil kongresiyle üyelik yapımızı değiştireceğiz. 4B projemizi hayata geçireceğiz. Benfica 200 bin üyesinden yıllık 100 euro aidat alıyor. 20 milyon euro sadece aidat geliri. İlk 3 yılda 100 bin hedefimiz var. Üyelik ücretini kademeli ve usulüne uygun şekilde bin liraya düşüreceğiz. Üyelerimizin aidiyet duyguları da artacak. Bu hedefimizin yaklaşık 300 milyon nakit akışı sağlayacak dinamik bir ticareti var. Yönetim listemizde üst düzey milyar dolarları yöneten Tamer Mert var. 100 bin 200 bin üyeyle bir web sitesi kursanız Amazon’a satarsınız. Büyük bir potansiyel.

Beşiktaş Şampiyonlar Liginde iki sezonda 85 milyon euro para aldı. Cenk Tosun’u sattı. oyuncu satışları ile 120 milyon euro desek. Beşiktaş’ın total borcu zaten 500 milyon euro. Buyurun zaten 4’te biri. 8 yılda borcu kapatabilirsin. Sahada iyi takım kurman lazım, şampiyonlar liginde kalıcı olman lazım. Leicester City’nin bütçesi ne kadardı? İstisna değil. Atletico Madrid’in bütçesi neydi? Real’le Barcelona’nın dörtte biriydi. İstisnalar kaideyi bozmaz ama hakiki kaide Türkiye kaidesi değil, Avrupalının üretim kaidesi. Leicester City doğru antrenörü doğru zamanda aldı. Atletico Madrid, Liverpool da öyle. Herkes yapıyor biz niye yapamıyoruz?100 milyonluk takımın aldığı başarıyı biz 30 milyonluk takımla alırız.

Beşiktaş’ta bir yılda 8 futbolcuyu Toshack’ın Rasim Kara’nın takımlarına verdik üretim yaptık. Daha sonra Dardanelspor’a gittim. O zaman en büyük ekonomik krizini yaşıyordu, fabrikayı kapatmıştı. Her zaman fabrika takıma para ödüyordu. Biz Gökhan Zan, Mehmet Çoğum, Okan Koç, Tolga Seyhan, Hasan Kabze, Selçuk İnan, bir buçuk yılda bu üretimi yaptık. Kapanan fabrikaya futbol takımı para vermeye başladı. Biz üretim kısmını iyi biliyoruz bir yıllık iş. Bilmeyen için yapılamaz tabi.

Biz aynı Süleyman abi zamanındaki gibi imrenilen, özenilen, altyapısıyla üst yapısıyla herkesin ikinci takımı olarak Beşiktaş’ı tutacağı bir Beşiktaş vaat ediyoruz. Öz kaynaklarıyla kendini idare edebilen, saygı duyulan. Süleyman abi kadar becerikli olamayız. İstanbul beyefendiliği, sportif yaşamı, dünyaya bakış açısı, mütevazılığı. Jenerasyon farkı da var biz onun gibi olamayız ama onun koyduğu modelden bir gelecek vaat ediyoruz. Tüketen değil üreten olmayı vaadediyoruz.

(Gayrimenkul satışı yapacak mısınız sorusu) Biz devlet memuru aileden geliyoruz. Biz devletten aldığımız kültürle birlikte onlar emekli maaşlarıyla bir ev alırlardı bize gelecekte bırakmak için. Biz onlardan kalan evlerimizi çocuklarımıza bırakmaya çalışıyoruz. O evi satıp Ferrari’yle gezelim demiyoruz. Benim felsefeme ters geldim malı mülkü sattım borcu kapattım. Önce israfı keserek, kemerlerimizi sıkarak, üreterek çalışarak bize miras kalan şeyleri satmadan bunları halletmemiz lazım. Onlar en kolayı. Akaretleri, Fulya’yı satarsın borcu kapatırsın. Sonra Süleyman abiye yaptıkları gibi Ahmet Dursun Hürser gitsin derler biz gideriz herkes üşüşür yeni borçlanmalar yaparlar. Doğru model kurmamız lazım. Öncelikle içeri girmemiz lazım. Gerçek tabloyu görelim.

Hiç oynamamış Aras’la kontrat yenilediler, 10 milyon dolara yakın para verildi. TL’ye çevirin 60 milyon. O parayı geri almasını da biliriz. Ziraat anlaşmasına bakmamız lazım yarım kayyum gibi bir durum var. Gelirlerimize temlik koydular. Bizim gelir ve gider planımız sanırım Ziraat Bankasında. Genel Müdürleri de Beşiktaş kongre üyesi. Hatta espri yapmıştık biz başkan seçeceğimize Ziraat Bankası Genel Müdürünü başkan yapalım diye.

Pazartesi içeri girdiğimiz zaman nereye yazıldığı belli olmayan çekleri durduracağız. Devlet müfettişlerini de çağıracağız, özel denetlemeyi de yapacağız. Suistimaller varsa o çeklere imza atanlar öder. Beşiktaş’ın ödemesi gereken paraları da kulüp takır takır öder.

Geçen seçimin ertesi günü hoca fikrimi ve modelimi açıkladım. Aslında Fikret Orman’a da açtım o fikirleri. Dış pazar için Toshack ile iç pazar için Rasim hoca ile anlaşmıştık. Ben Rasim hocanın ismini seçimden önce açıklasaydım ve ilk 10 sandıktan 600 oyu alabilseydik seçimi kazanırdık ama etik değildi. Eski futbolcularımızı kullanıyorlar hiç etik değil. Rasim hocaya sordum Riva’yı kim takip ediyor dedim. 6 tane bizim Beşiktaşlı hoca var dedi orada. Bize 7 yılda bir kere bile gelmediler dedi. Halbuki gitseler belki Altınordu’dan önce Cengiz Ünder’i alacağız. Bir yıl şampiyonlar liginde oynatıp Roma’ya 17 değil 30 milyona satacağız. Yüksek bir futbol üretim mekanizmasıyla bu paralar ödenir. Ve bilen adamlarla. Transferi restorancı yapıyor, fotoğrafçı, inşaatçı, sanayici yapıyor. Biz onların yerine John Benjamin Toshack’ı, Rasim Kara’yı koymak istedik. Sergen’in Zidane olabilmesi için Toshack ve Rasim hoca gibi çok iyi futbolcuları getirebilecek arkasında kuvvetli bir kale lazımdı. Bu işine karışmak değil. Sergen’in zekası zaten hepimizden yüksek seviyede. Mayıs ayından bahsediyorum, şu an için değil, sözleşmesi var.

Ben, Toshack, Rasim hoca, Sergen ve Yasin beşimiz birbirimizle çalışmış bir modüldük.

Evdeki yangını söndürmek için itfaiyeci geldi, mahalle yanıyor şu anda. Nasıl sönecek? İtfaiyecileri çağırdık. Bu yönetim kurulu gelirken ev yanıyor yangın var dedi. Mevcut iki başkan adayı, ikisinin yönetim kurulunda iki aday da dahil olmak üzere 11 kişi var Fikret Orman yönetiminden. Hepsi yangını söndürmeye geldi. 11 itfaiyeciye bir daha mı teslim edeceğiz? Semt yanıyor Fatih! Semt yanmıyor mu Fırat? 400’le alındı, şimdi 3 milyar. İtfaiyeci kıyafeti giyen kişilerin hortumlarının içi boş sizi itfaiyeci diye kandırıyorlar bu kadar basit.

Mertcan Çam! 850 bin dolar para ödendi. Siz yangının üzerine benzin döküyorsunuz. İtfaiyecilerin elinde benzin var. Olağanüstü tablo gösteriyorsunuz. Var ve biz bunun altından kalkarız. Süleyman abinin resimleri dolaşıyor. O zaman da 60 milyon borç var diyorlardı. Süleyman abi geldi özkaynak düzeniyle, bir ceketiyle kulübü yönetti, bir sürü mal varlığı ve parayla bıraktı. O zaman sizin dediğiniz gibi Süleyman abi yangına girmeseydi bugün zaten kulüp yoktu.

(Tevfik Yamantürk’ün verdiği yemeğe çağrılmaması) Avukatımı yolladım diye çağrılmamam söz konusu değil. Çağrılmamamla ilgili divan başkanının bir demeci var diyor ki hakaret ediyor ve mahkemeye veriyor. Sayın divan başkanına ben hiçbir zaman hakaret etmedim, hakaret suçtur. Ama hakaret ediyor dediği zaman bunu ispatlayamazsa o iftira suçu atmış olur. Ama bununla ilgili bir hukuki girişimde bulunmayacağım o bizim büyüğümüzdür. İkinci söylediği daha manidar. Mahkemeye veriyor diyor. Mahkemeye vermek zorunda bırakan, hukuka aykırı uygulamaları niye yapıyorsunuz Tevfik bey? Mahkemeye verdik ve mahkeme zoruyla biz seçime girdik. Diye bizim seçme ve seçilme hakkımızı gasp etmeye kalkıyorsunuz? Niye kanunda olmayan dayatmaları yapıyorsunuz? Bizim temel hak ve özgürlüklerimiz elimizden alınmış, seçmenin imzası reddedilmiş, seçme hakları ellerinden alınmış biz mahkemeye gitmeyelim mi? Türkiye’de hukuk yok mu? Mahkemeye veriyor demesi oturduğu makama yakışmıyor. “divanı tanımıyorum” diye bir ifadem yok ispat edecekler. Öyle göbekten konuşmayacaklar. Biz usule ve adaba aykırı hiçbir şey yapmadık. Sayın divan başkanı adayların başvuru anında kendisi mi aldı başvuruları? Kendi geldi mi? Gelmedi. Diplomasi ve protokol dili bekliyorsanız siz de o protokole uyacaksınız. Siz bütün adayları hiçe sayıyorsunuz ki ben avukatım Aker’i kötü niyetle göndermedim. Aker bizim kurmak istediğimiz eğitim ve spor modelinin, sistemin bir örneği. Aker (Çıtak) bizim altyapımızda futbol oynadı. Sakatlandı futbolu bırakmak zorunda kaldı. Süleyman abinin vermiş olduğu enerjiyle biz altyapımızdaki futbolcuları çok iyi yetiştirdik. Aker sakatlandıktan sonra bizde aldığı temel eğitimle hukuk fakültesine gitti. Avukat oldu. Divan başkanı Aker’i gördüğü zaman sarılması lazım. Vakti zamanında milli takım kaptanları bu ülkede silahlarla dolaşmadı mı şike yapmadılar mı? Futbol dışında siyasete girmediler mi? Bizim divan başkanımızın Aker’le iftihar etmesi lazım.

Biz neden mahkemeye gitmek zorunda kaldık biliyor musunuz? Asistanım hanımefendi ve iki arkadaşımla birlikte topladığımız ıslak imzalı dilekçelerle gittik biz. Bunları güzel güzel dosyalarla verdik. Gitmeden önce dedim ki bakın bu evrakların ıslak imzası var, tc kimlik numaraları var, kargo parası ödenmiş, imzalarla teslimatı yapılmış klasörler var. Kabul edeceklerini söylediler ve beni davet ettiler. Fakat gittim, kabul edilmek üzereyken bir telefon geldi bizi 3 saat beklettiler. Refüze edecek muamele gördük. Afedersiniz sahtekar muamelesi de gördük. Ben bana bu muameleyi yapan divan üyelerinin kardeşlerinin, torunlarının hocalığını yaptım. Ben onların çocuklarını yetiştirdim. Aynı zamanda ben divan üyesiyim. Düşünebiliyor musunuz size yalancı, sahtekar muamelesi yapılıyor. Ne için? Seçime girmesin diye. Bunun karşılığında bir daha gider misiniz?

Abdullah hoca bizim sözleşmeli hocamız. Ben kötü bir başlangıç dönemi geçirdiğini düşünüyorum. Yanına verilen ekip, şartlar, Beşiktaş’la dokusu uyuşmayacak bir ortam yaratıldı. Orhan Ak’tan bahsediyorum. Taraftarla problemi olan farklı bir takımın temsilcisini taraftar kabul etmez. Bunun böyle olmayacağını yönetim Abdullah hocayla konuşmalıydı. İyi bir ortam verilmediği için hocanın performansı düştü. Quaresma’nın gidişinde Abdullah hocaya söz hakkı verilmedi. Quaresma ve Orhan Ak’ın gidişi hocanın kendine özgüvenini ve futbolcularla olan ilişkisini etkiledi. Futbolcular böyle durumlarda antrenöre olan inancını kaybeder. 80’le koşacakken 65’e düşürür.

Abdullah Avcı şampiyonluk alamadığı kulüpte 14 yıl devam etmemeliydi.

Hocanın arkasında kavgadan hırpalanmış bir yönetim de vardı. Hoca belki bizle başlamış olsaydı 5’te 5 yaparak başlardı, elindeki kadro böyle olmazdı. Biz geldiğimiz zaman onun çalışma şartlarını en iyi şekilde vermek zorundayız. Ekonomik olarak, psikolojik olarak.

(Semt ziyareti) Beşiktaş bambaşka bir kültür. Beşiktaş’ın varoluş nedenlerinden en önemlisi semt. AVM’lerden sonra semt kültürü gitti Amerikan kültürü geldi. Semt tartışır konuşur, fikir üretir, sosyal dayanışmayı sağlar, yardımlaşır. Semtte üretim, dayanışma vardır. Hiçbir AVM’de dayanışma gördünüz mü? Semt bizim kültürümüzdür. Çarşı emekçinin kültürüdür. Biz onlarla birlikte varız onlarla birlikte yolumuzda yürüyeceğiz.

Kongre yapısında blok oy denilen, hazır kıta denilen bloklar var. Hepsinin usule aykırı yaptıkları, aidatlarını ödedikleri üyeler var. Ben sadece kendi paramı ödedim. Bizim öyle bir yapımız yok. Ama rakiplerimden birinin mevcut düzende artı 250 ile bir tanesinin de artı 600 ile başlayacağını düşünüyorum. Önümüzde bir engel var ama katılım çoğalırsa küskün üyeler eski dostlarımız sandığa gelirse biz oradan birinci çıkabiliriz.

Sayın Çebi bir seçime girmeden muhalefet lideri olamaz. Muhalefet liderliği yapmak istiyorsa bize der ki siz girmeyin seçime ben yapayım der onu da yaparız. O zaman da deriz ki sayın Ahmet bey siz son 7 dönem ibra ettiniz ama kendinizi ve hesap soracağım dediğiniz dönemleri. 2012’de Ahmet bey ve Fikret Orman göreve geldiklerinde genel kurul oy birliğiyle Demirören dönemini ibra etmedi ve dava açma yetkisi verdi. O yetki vardı sizde. Biz Fulya davasında genel kurulu iptal ettirdik siz itiraz ettiniz. Yetmiyor Yargıtay’da kazanıyoruz oraya da itiraz ediyorlar. Muhalefet olmak için muhalefette olmak lazım.

Listelerine bakın 6 +5 11 kişi Fikret Orman yönetiminden futbol takımı çıkarmışlar.

Ben Fulya davasını açtığımda Mustafa Denizli görevdeyken hoca şu davayı bıraksın yardımcı antrenörlük verelim dediler Tekin abiye. Tekin abi dedim bıraksınlar bunları. Burada koltuk hikayesi yok başka bir hikaye var. Üretimin, eski geleneklerin, burada başka bir kavga var.

Sosyal medya özellikle 2012’den sonra çok kötü oldu. Rahatsız olduğum çok şey var. Bir yönetici Quaresma için çıktı edeple ilgili bazı şeyler söyledi, bütün taraftar Quaresma’ya küfretti. Bir de paralı troll grupları var. Ahmet Nur Çebi’nin yönetiminde olan Erdal Torunoğulları ayrıldığı zaman biz trollere para veriyorduk dedi. Başkan adaylarından birinin seçim kampanyasını yürüten ve yanında olan bir şahsı ben savcılığa verdim itibar suikasti yaptığı için. Savcıya sunduğum dosyada Erdal beyin beyanatı da var. Profesyonel bir departman kurulmuş. Bunlar itibar suikasti, karalama, küfür her şeyi yapıyorlar. Quaresma’dan başladı, Nihat, Oktay, eski yöneticiler. Bir de Fulya meselesi var. Neden blokladığımı söyleyeyim. 10 yıllık süreçte polislerle spor şubeyle Fulya duruşmalarına girerken menajerlerle arası iyi gazeteciler transfer haberlerini pompalayıp mutlu oluyorlardı. Romantik bir ilişki çıkıyor. Gazeteciler o transfer haberlerini yazarken bir gün olsun Fulya davasından bahsetmediler. Bir kulübün 100 milyon doları uçuyor, buharlaşıyor. Ben o yalan haberleri okumak istemiyorum tak tak yalan haber pompalıyorlar. Satın almak zorunda mıyım? Trol hesaplar futbolcularımıza küfür ediyor. Bana küfür etmesine gerek yok. Benim futbolcuma küfrediyorsa tak kapatıyorum. Eskiden başka bir ismim vardı her şeyi yazarım çizerim, bireysel bir figürüm. Eğlenirim ironi yapıp insanlarla dalga da geçebilirim. Ama Beşiktaş başkanlığına aday olduktan sonra nickimi değiştirdim, fotoğrafımı değiştirdim. Bugün bana o hakaretler olursa ben onları bloklamak zorundayım.”

Paylaş:

Bir Yorum Yaz