Beşiktaş Abbasağa’da oturma eylemi devam ediyor!

Pinterest LinkedIn Google+ Tumblr +

abbasaga-eylemiÇarşı grubu polisin müdahalesi sonrası boşalttıkları Gezi Parkı’ndan sonra Beşiktaş’taki Abbasağa Parkı’nda buluşarak gözaltına alınan Çarşı grubu üyelerine destek veriyor.

Çarşı’nın ve heykelin (kartal) orada toplanan Beşiktaş halkı ve Çarşı grubu burada ki basın açıklamasından yaklaşık 10 bin kişilik bir grup ile Abbasağa’ya yürürken polisin bir düşman olmadığını, hiç bir zaman da düşmanımız olmayacağını, bizim arkadaşlarımız, akrabalarımız ve kardeşlerimiz olduğunu ve hiçbir şekilde; taş, sopa, bıçak, silah gibi ilkel nesnelerle, ilkel bir mücadele içinde olmadığımızı ve hiçbir zaman olmayacağımızı anlattık. Araların da Fenerbahçe ve Galatasaray’lı taraftarların da olduğu ve hala devam eden oturma eyleminde Çarşı grubu hem kendi resmi sitelerinde hemde Abbasağa Parkın da şu sözlerle duygu dolu anlar yaşattılar.

KARAR!

Taksim’den bizi çıkardınız mı sevgili ağabeylerim, ablalarım, polislerim, devlet büyüklerim. Gezi’yi aldınız mı elimizden? Bizi dövdünüz mü?

EYVALLAH!

BUNDAN BÖYLE 2. TAKSİM ve 2. GEZİ PARKI: ABBASAĞA PARKI’DIR!

Sizi orada bekliyor olacağız! Oturuyoruz! Şarkılar söylüyoruz.

Bundan böyle sizleri “ŞİMDİLİK” orada bekleyeceğiz!

Gelin bizi oradan da atın. EMİRGAN KORUSU ‘na gideceğiz!

Gelin bizi oradan da atın. FETHİPAŞA KORUSU ‘na gideceğiz!

Gelin bizi oradan da atın. YILDIZ PARKI’na gideceğiz!

Gelin bizi oradan da atın. 3. köprünün ayaklarında sizi bekliyor olacağız!

Çünkü HER YER TAKSİM! HER YER DİRENİŞ!

Biz biber gazını çok sevdik. Bu aralar copu da sevmeye başladık.

SİZ BUNU ANLAYANA KADAR DİRENİŞİMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ!

Saygılar sevgiler.”

Paylaş:

1 Yorum

  1. önder gürbüz on

    Demokrasinin D’si

    Sitemi takip eden vefalı dostlar bilirler…
    Gerçekten çok büyük sağlık sorunlarım var…
    Manevi açıdan bu sene benim ve ailem için iyi başlamasına rağmen…
    Sağlık yönünden…
    Arta kalan iki gram aklımı bir araya toplayarak başlamış olduğum projelerimi ve makalelerimi bitiremiyorum. Ağrılarım anlatamayacağım kadar şiddetli. Kullanmak zorunda olduğum ilaçlar tedavi edici değil, salt ağrı kesici maiyetedir. Morfin kullanmam gerekiyor ama bunu ret ettim. Açıkçası, bu ısrarı daha ne kadar sürdürebileceğimi bilmiyorum. Kendimi Dr. Jekyll gibi his ediyorum. Kendi üzerimde, verilen ilaçları değişik bileşimlerde deniyorum. Doktorlara kalsa sormadan sorgulamadan yut gitsin (dönem önem günde 3×16=48 tane hap kullandığım oldu). Ama arzu ettiğim neticeyi bir türlü alamıyorum, ilaçların yan tesirleri çok fazla. Bu yüzden bu araştırmamın değerlendirilmesini kısa tutmak istiyorum. Bu bilgilendirmenin Türk toplumu için önemli olduğunu düşünüyorum. Demokrasinin ilerisinden, gerisinden söz etmeyeceğim. Bilakis demokrasinin D’sini konu almak istiyorum.

    Daha önceleri de defalarca anlatmaya çalıştığım gibi demokrasi bir birikimin tezahürüdür.
    Ne birikimi?
    Kültür!
    Okumasını, düşünmesini ve araştırmasını sevmeyen bir toplumun, fırtınalı günlerde sığınabileceği yegâne liman olan demokrasi kültüründen bahis edeceğim. Bir insan babasını bilmeyebilir ama ana genelde bellidir. Anayasa yani yasaların anası, ondan doğan, ondan türeyen kanunlar döner dolaşır anayasaya dayanır. İşte bu yüzden – genel kültür – anlamında anayasanın belli başlı bazı maddeleri öncellikle bireylerin, sonrada toplumun ortak hafızasına yerleşmelidir. Yerleşebilmesi içinde uzun dönem değişikliğe uğramaması gerekir. Eğer gerçek anlamda demokrasiyi yaşamak istiyorsak bu bir zorunluluktur. Bunu için beli başlı bazı demokrasilerden örnekler vererek söze başlamak istiyorum:

    Güncel Fransız anayasası 1958’de yürürlüğe girmiş ve bugüne kadar 18 kez değişikliğe uğramıştır. Güncel Alman anayasası 1949’da yürürlüğe girmiş ve bugüne kadar 13 kez değişikliğe uğramıştır. Güncel İtalyan anayasası 1948’de yürürlüğe girmiş ve bugüne kadar 7 kez değişikliğe uğramıştır. Güncel Norveç anayasası 1815’de yürürlüğe girmiş ve bugüne kadar 2 kez değişikliğe uğramıştır. Güncel Danimarka anayasası 1953’de yürürlüğe girmiş ve bugüne kadar hiç değişikliğe uğramıştır. Güncel ABD anayasası 1787’de yürürlüğe girmiş ve bu anayasanın temelini oluşturan 7 maddeye iki yüz sene içeresinde 27 madde eklenmiştir. Yani anayasanın temeli hiç değişikliğe uğramamıştır*.

    Yukarıda vermiş olduğum örneklerden de anlaşılacağı gibi bugün öve – öve yerlere, göklere sığdıramadığımız bazı demokrasilerin temeli, mümkün olduğu kadar az değişikliğe uğramış, anayasalara ve bilinçli – bilgili bireylere dayanmasıyla yaşanabilmektedir. Çünkü okumasını sevmeyen bir insan bile süreç içeresinde “kulaktan dolma” bilgilere sahip olabilir. Gelin birde “son dönem” Türkiye Cumhuriyeti anayasasına birlikte bir bakalım.

    1982 anayasası 17 kez değişti!

    *Kaynakça: Prof. Dr. Astrid Lorenz (Verfassungsänderungen in etablierten Demokratien Motivlagen und Aushandlungsmuster sayfa 22) ve kendi araştırmalarım. Bu anayasa değişikliklerinden ötürü gereken kanuni düzenlemeleri hiç dikkate almadım

    http://www.gurbuz.net

Bir Yorum Yaz