Recep Çetin: Kurduğunuz kadronun şampiyonlukla alakası yok.
Recep Çetin HaberTürk kanalında çıktığı canlı yayında, Beşiktaş'ın transfer politikasında ki yönetimsel tercihleri, Sergen Yalçın ve transfer planlamasındaki eksiklikleri değerlendirdi.

Recep Çetin: Kurduğunuz kadronun ne şampiyonlukla ne de Türkiye Kupası’yla alakası yok.
Beşiktaş’ın efsane oyuncusu, Beşiktaş’ta sorun sadece teknik direktör değil; yönetim, transfer planlaması, futbolcu profili, kadro mühendisliği ve saha içi mücadele kültürü birlikte çökmüş durumda olduğuna değindi.
Taraftar tepkisini haklı gören Recep Çetin; Sergen Yalçın’ı da önceki teknik adamlar gibi başarısızlık üzerinden eleştirirken; özellikle Serdal Adalı ve yönetiminin yaptığı plansız transfer harcamalarını, iskelet kadro kurulamaması ve oyuncuların beden dilindeki kopukluk üzerinde dururken kulübün ödenemez bir borç yapısı içine girdiğine dikkat çekti.
Recep Çetin’den çarpıcı Sergen Yalçın ve transfer açıklamaları;
“Çok şeylerin değişmesi gerekiyor artık. Çünkü bu şekilde yürümesi imkânsız.
Dört senedir ilk yarıda şampiyonluktan kopuyorsunuz. Siz başkan oluyorsunuz, sonra diyorsunuz ki: “Biz sezon sonu başkan olduk, şampiyonluğa oynayacak bir kadro kuracağız.” Ama kurduğunuz kadronun ne şampiyonlukla ne de Türkiye Kupası’yla alakası yok.
Taraftar geliyor, tepki veriyor. Sonra “Taraftar bize niye tepki veriyor?” diye kızıyorsunuz. Kızılacak bir şey yok. Taraftar haklı.
Şimdi ben geliyorum, maçı seyrediyorum. Dün de maçı seyrettim mesela. Beş tane orta sahayla oynadık. Bir tane kenar oyuncumuz yoktu. Kenarsız niye oynadık, onu anlamıyorum.
“Taraftar bağırarak oyuncu değiştiriyorsa, antrenörün orada işi olmaması lazım.”
Maç 83. dakika. Taraftar bağırarak oyuncu değiştirtti. Eğer bir taraftar bağırarak oyuncu değiştiriyorsa, bir antrenöre artık o antrenörün orada işi olmaması lazım.
Çünkü sen taraftarın dediğini yaptıktan sonra, o zaman her zaman taraftarın dediğini yapmak zorundasın. Bu doğru değil.
Bir de 83 dakikada gol bulamamışsın. En azından bir teknik adam der ki: “Burada bir sıkıntı var.” Bir sorun var der. Müdahale edersin oyuna. Oyuncu değiştirirsin; forvete oyuncu alırsın, kenara oyuncu alırsın.
“Orta sahaları kenar oyuncusu yapmaya çalışıyorsun”
Orta sahalarından kenar oyuncusu yaparak oynamaya çalışıyorsun. Tamam, belki Konya’yı durdurmak veya tutmak için öyle düşündün. Ama zaten Konya’nın senin üzerine geldiği de yoktu. Dediğim gibi iki tane uzun top attılar; birisi gol oldu, birisi penaltı oldu.
Zaten ilk gol, ofsayt dışında başka bir şey değildi. Şut falan olmadı yani. Ersin kalede yere bile yatmadı.
Sen böyle bir şartta hâlâ oyuna müdahale etmeden, oyuncu sokmadan, golü düşünmeden beş orta sahayla oynarsan, taraftar da sana bağırır. Bu gayet doğal.
Çünkü adam para vermiş, gelmiş, canı yanmış. Zaten şampiyonluktan, ilk yarıda hedeften kopmuşsun. 15-20 puan geride kalmışsın.
Bundan önceki yabancı hocaları da eleştirdik. Şu anda Sergen’i de eleştirmek zorundayız. Başarısız; gayet doğal.
Erman Özgür: “Serdal Adalı döneminden 3 tane faydalı transfer söyleyin…”
“Ole Gunnar Solskjaer’i niye gönderdik”
Solskjaer o zaman daha başarılıydı. Bir Türkiye Kupası aldı, bir de Süper Kupa aldı. Aynı puan ortalamasını Solskjaer de yakaladı. O zaman niye gönderdik ki?
Bir de yöneticiler çıkıyor, başkan falan çıkıyor, diyor ki: “Biz şampiyonluğa…” Ya kardeşim, bir buçuk senedir söylüyorsunuz ama ortada şampiyonluğa oynayabilecek bir kadro yapısı yok Beşiktaş’ta.
Şimdi o seni şampiyonluk hedefine götürür mü? Bence götürmez.
“Oh Hyeon-gyu birinci santrafor olmaz”
Birinci santrforun olur mu? Olmaz.
Beşiktaş’ın o kadar çok eksiği var ki… Planlamaları doğru değil, transferler doğru değil. Beşiktaş’a uygun, Beşiktaş’ın oyun yapısına ve taraftarına hitap edecek bir oyuncu tarzı yok.
Beşiktaş dediğim gibi savaşan, mücadele eden, asla teslim olmayan oyuncuları istiyor. Onlarla oynamak istiyor. Çünkü Beşiktaş taraftarının arzusu, kendisi gibi savaşan insanları sahada görmek.
Şu anda Beşiktaş’ın oyuncularına baktım ben dün. Beden dillerine bakıyorum. Hiç savaşacak, mücadele edecek, atlayacak, zıplayacak, kayacak, dalacak tarzları yoktu.
Zaten maç 90-95 dakika sürdü. Bunun 70 dakikası taçla, faulle geçti. Yani 30 dakika sahada top oynandı. Gerisi top dışarıdaydı.
Bu kadar faul veren bir hakem hayatımda ilk defa gördüm.
“Beşiktaş yöneticileri tepki göstermiyor”
Ben Beşiktaş yöneticilerine diyorum: Kardeşim, hiçbir zaman Futbol Federasyonu toplantılarına gitmeyin. Kulüpler Birliği’ne gitmeyin. Tepki göstermek için gitmeyin abi.
Hakemler sezon başı geliyor, “Kurallar değişti” falan diyorlar; tesislere sokmayın. Bir tepkiniz olsun yani. Hep mi biz taraftarlar tepki vereceğiz? Biraz da siz tepki verin kardeşim.
Bu kadar rahat, bu kadar kolay… Her maç senin elindeki imkânları alıyorlar. Kafalarına göre hakemler gönderiyorlar. Sen hâlâ duruyorsun. Ondan sonra seyirci bağırıyor, kızıyor. Kızacak.
“Parayı taraftar veriyor.”
Sonuçta parayı veren haklı. Parayı da seyirci veriyor. Ondan sonra seyirciye kızamazsın: “Niye maçlara gelmiyorlar?” diye.
Yarın öbür gün hiç maçlara gelmeyecek seyirciler, Beşiktaş bu şekilde devam ederse.
Şimdi çıkıyor Serkan Reçber diyor ki: “Biz seneye çok şampiyon…” Ya kardeşim kimi kandırıyorsun sen?
Senin bir iskelet kadron yok. Senin Fenerbahçe gibi yapılmış bir kadro yapın yok. Sen her sene 15 tane oyuncu alıyorsun. Devre arasında zaten 8-10 tane oyuncu gönderdin, 6-7 tane oyuncu aldın.
Şimdi sezon sonu bir daha 15 tane oyuncu mu alacaksın? Bir de bu paralar nasıl harcanıyor?
Recep Çetin kendisine ‘ara transfer döneminde gelen oyuncuların 5 tanesi aslında 11’de görev almaya başlaması ve Oh Hyeon-gyu’nun bir dönem gol atmasının ve Emmanuel Agbadou’dan savunmaya gelmesiyle bir yükseliş olabili mi’ diye düşünüldüğünden bahsetmesi üzere Recep Çetin;
“Ben sana basit soruyorum: O Fenerbahçe maçında Skriniar, o savunmanın arasında topa dokunabildi mi? Davidson’la Abdülkerim’in arasında topa dokunabildi mi? Yok.
Bak, o Osimhen’le aldığı, 18 milyon euro verdiğin stoper, Osimhen’le adam adama oynuyordu. Gelen yan topta adam aldı mı? Yok.
Bazen “çok iyi oyuncu aldım” diyorsun ama bana göre çok iyi oyuncu değil.
Bir savunma oyuncusu adam kaçırıyorsa, orada bir sıkıntı vardır.
Şimdi Wolverhampton küme düşmüş. Çok kaliteli bir oyuncu olsa tutardı. İkinci yarı hiç oynatmadılar. Biz normalde 14 milyon euroya alacağımız oyuncuyu 18 milyon euroya aldık. Avrupa’dan hiçbir takım almadı.
Sonra santrfor… Tamam, senin ikinci santrforun olabilir ama seni hiçbir zaman hedefe oynatmaz.
Recep Çetin “Büyük maçlarda santrforsuz oynuyorsun.”
Büyük maçlarda santrforsuz oynadıktan sonra, o zaman niye transfer yapıyorsun ki? Transferi niye yapıyorsun? Şampiyon olmak için yapıyorsun.
Fener’den, Galatasaray’dan, Trabzon’dan daha iyi bir kadro yapısı, daha iyi bir oyuncu topluluğuyla hareket etmek istiyorsun. Ama şu anki kadro yapınla onların kadro yapısı aynı mı?
Şimdi Galatasaray’la, Fenerbahçe’yle Beşiktaş’ın kadrosunu yan yana koyabilir misin? Çok farklı tabii.
O zaman nasıl şampiyonluğa oynayacaksın?
Beşiktaş’tan Galatasaray’da 11’de oynayacak kaç oyuncu var? Bir Orkun’u oynatırsın. Orkun oynar herhalde.
Gerçekler acı ama gerçek. Benim de canım yanıyor bir Beşiktaşlı olarak. Ama bu yapılanma ve planlama doğru yapılmalı.
Bu kadar büyük meblağlar harcanıp, bu kadar büyük paralarla transferler yapılıp sonra da paraları çöpe atmak bana göre çok yanlış.
“Yasin’e niye dört yıllık kontrat yaptık.”
Şimdi sol stoper… Kasımpaşa’dan giden Yasin’i aldı. 4 milyon euro verdiniz, aldınız. Abraham’ın şeyiyle beraber, Aston Villa’nın oyuncusuydu. Orada zaten oynamıyordu.
Oynamıyor. Niye aldık o zaman? Dört yıllık kontrat yaptık. Niye aldık? Sırf yedek dursun diye oyuncu alınır mı? Rıdvan’dan iyi değilse niye aldık? Böyle bakmak lazım.
Şimdi sağ bek aldın. Fransa Ligi’nden, Monaco’dan kadro dışı kaldı diye bir sağ bek aldık. 6 milyon euro da Schalke’den 19 yaşında çocuk aldık. Onu niye aldık o zaman?
“Dört tane sağ bek vardı.”
Orada Gökhan Sazdağı da var. Svensson da vardı. Dört tane sağ bek vardı yani.
Öyle bir planlamayı yanlış yapıyorlar ki inanılır gibi değil. Bir de gönderirken para vereceksin şimdi bu oyunculara.
Şimdi diyorlar ki 14-15 oyuncu gidecek. İyi de bu paraları kim ödeyecek?
Bu kadar borcu yapıyorsun. Kulüpler rahat. Ne olacak? Borcu yapan gidiyor. Hiç kimse borçlardan sorumlu değil. O yüzden de kulüpler batakta.
Yarın öbür gün bu kulüplerin sahipleri olacak. Bu şekle gidiyor.
Herhangi bir kurum veya kuruluş gelip bu paraları ödeyemez. Birisinin borcu 300 milyon dolar, birinin 500 milyon dolar, birinin 450 milyon dolar. Bu paraları kim ödeyecek? Nasıl ödeyecek?
Sadece Süper Lig’de şampiyon olsan 4 milyon dolar para alıyorsun. Şampiyonlar Ligi’ne sürekli gitmek lazım.
İstediğin kadar git, 50 milyon euro alırsın. Ama sen bir Osimhen’e 150 milyon euroya yakın para verdin. O paralar nasıl çıkacak? O paraları kazanma şansları var mı? Türkiye’de kazanma şansları yok.
Recep Çetin : Beşiktaş’taki sorundan yönetim, futbolcular, teknik heyet hepsi sorumlu
Oyuncularla hocanın arasında ilişki kopmuş gibi gözüküyor artık. Oyuncuların sahadaki beden dilleri onu gösteriyor. Ben onu hissettim bir oyuncu olarak.
Artık sahada bir şeyler kopmuş. Oyuncuların tavırları, hareketleri, mücadeleleri… Hiç savaşan, mücadele eden bir tarzları yok sanki. Normal maç oynar gibiler.
Bu senin ölüm kalım maçın. Kupa maçı. Başka bir çaren yok. Lig zaten bitmiş. Dördüncü olarak bitirmeyi garantilemişsin artık.
Şimdi Sergen’e de sallayalım o zaman. Diyelim ki kardeşim: Derbi kazanmadın. Senden öncekilerin hepsi derbi kazandı.




