Ayfer Atay’ın Radyospor Canlı Yayın Konuşma Metni

Pinterest LinkedIn Google+ Tumblr +

Ayfer Atay’ın Radyospor Canlı Yayın Konuşma MetniBeşiktaş Belediyesi’nde yolsuzluk iddialarıyla ilgili olarak ulusal basında çıkan haberleri değerlendirmek için Radyospor’da yayınlanan “Bülent Yüksel ile İmza” programına telefonla katılan DSP Beşiktaş Belediye Başkan Adayı Ayfer Atay, İsmail Ünal’ı imar sihirbazlığıyla suçlayayarak “İsmail Ünal’ın sihirbazlığı Beşiktaş kulübünde başladı” dedi.

İşte Ayfer Atay’ın konuşmasının tam metni ise şöyle;

İsmail Ünal’ın açtığı tazminat davalarının insafı da yok. Başbakan’ın açtığı davalar 50’şer bin liralık oluyor da  bizim belediye başkanımızın davaları 250 bin liradan başlıyor.

Muhakkak ki doğruluk ve dürüstlük kazanacak. Belki güç olacak. Çevremiz, etrafımız maalesef çıkar çevreleri halinde bir çemberin içerisindeyiz hep beraber. Uzun yıllardan sonra belediyede görevi bırakıp 10 senelik bir terkten sonra dönüş sebebimiz de dürüst insanların tekrar yönetime hakim olmasını sağlamak. Yoksa zamanında bu arkadaşı partinin fikirleri doğrultusunda desteklemiştik. Ama maalesef bu arkadaş Beşiktaş’ı talan etti gördüğümüz kadarıyla. İşte bu günkü olay Beşiktaş Belediyesi’nin rant kapısı olabilecek her yeri eline geçirerek Beşiktaş’ta ne futbol sahası, ne yol, ne yeşil alan, hatta sokakları ve mezarlıkları bile inşaatların içerisine kattığını görüyoruz.

Yıllarca Ortaköy kulübünde futbol oynadım, başkanlığını yaptım, hatta onursal başkanıyım aynı zamanda. Artık Ortaköy kulübünün kongrelerine gidemiyorum. Gitmiyorum daha doğrusu. Ortaköy kulübünün üyelik vasıflarını da değiştirdiler. Bir takım insanları dışarıdan getirdiler. Ortaköy’de oturmayan insanlar geldiler buraya kayıtlarını yaptılar.

Artık kongrelerde ancak Beşiktaş belediye başkanının hakimiyeti ile isteyenler bir yerlere gelebiliyor. Biraz evvel eski başkanla görüştüm bu gazetelerdeki olayı okuduktan sonra. Dedim ki “sen nasıl terk ettin de ilçe belediye başkanının kardeşi buraya 4.5 aylığına başkan oldu” dedi ki “benle birlikte yönetime gelen arkadaşları ele geçirdiler önce. Onlar devamlı huzursuzluk çıkarmaya başladılar. Bana “sen başkanlık yaptığın sürece bu kulüp bir yere gitmez. Ama İsmail Ünal’ın kardeşini buraya getirirsek, başkan yaparsak belediye buraya 250 milyarlık yardım yapacak, futbol sahaları temin edecek, böylece Ortaköy kulübü bir kalkınma dönemine girebilir.” Dediler”

Başkan da bakmış ki hem alttaki çalışma kadrosuyla, hem çalışma imkanı yavaş yavaş ortadan kalkıyor. Yani başkanı istifa ettirmişler. Yerine de arkadaş gelmiş. Ama arkadaş geldikten sonra ne para gelmiş ne pul gelmiş. Tek yapılan şey futbol sahasının temelinin atılması olmuş. O arada ilaç fabrikasından bir minibüs kulübe bağışlanmış. O da belediye başkanının cebinden çıkmamış, herhalde tam kulübün dibinde o ilaç fabrikasının bacası var. Oradan simsiyah dumanlar çıkıyor. Onu gösterip şantaj yapmışlardır. İlaç fabrikasından bir minibüs alıp vermişler. Yalnız o minibüsün üzerinde başkanın reklamlarını gördüm.

Yaptıklarıyla veya yapacaklarıyla ilgili bir şey söyleyemediği için demokrasi, laiklik, cumhuriyet gibi kutsal kavramlara sığınıp Kılıçdaroğlu’nun koltuğunun altında da resim çektirerek Beşiktaşlılar’ı kandırmaya çalışıyor ama uyanık Beşiktaş vatandaşlarının bunlara göz yumacağını da zannetmiyorum.

İsmail Ünal’ın sihirbazlıkları var yalnız burada başlamadı o. Duyduğumuz kadarıyla Beşiktaş kulübünde başladı. Beşiktaş’ta Süleyman Seba’nın alabileceği bir kongrede 12 yaşında çocuklar kulübe üye yapılarak, hatta çocuklar televizyonlara “İsmail ağabeyimiz bizi kulübe kayıt ettirdi” diye röportajlar verdi. Arkasından “Ahmet Dursun Seba gitsin” diyen arkadaş ve onun ekibi tribünlerde adam bağırtırken geçenlerde acaba Süleyman Seba sayesinde oy alabilir miyim diyerek Süleyman Seba’nın heykelini de Şairler Parkı’nın içerisine dikti. Sihirbazlık böyle. Gününe göre nabza şerbet veriyor. Zamanı gelince yuhalatmak zamanı gelince de heykelini dikmek. Buralarda da imar olaylarında da öyle.

Yasa diyor ki buraları etkilenme alanıdır. Bu karar Anayasa Mahkemesi’nden çıktı. İstanbul Boğazı 3 bölüme ayrıldı. Ön görünüm, geri görünüm ve etkilenme alanı. Geri görünüm ve etkilenme alanında arazinin ancak yüzde 15’ini kullanabilirsiniz. Anayasa gereği bu, boğaz kanunu. Yüzde 15’inden sonra yüzde 35’ini belediyeye terk edersiniz. Geriye kalan yüzde 50 alan da yeşil alan olarak havuz, park falan koyabilirsiniz. Ama şimdi bakın. Gerek futbol sahasının olduğu yerde gerekse mezarlıkların olduğu yerde neredeyse arazinin yüzde 100’ü kullanılmış durumda.

Yasa kenara atılmış. Esasında savcıların bunları ihbar kabul edip bu olayların üzerine gitmesi lazım. Maalesef her iki inşaatta da gerekli terkler yapılmayarak hepsi imara açılmış. Sihirbazlık buradan geliyor. Onun için bir takım imar sihirbazlıkları yapıyorlar diyoruz. Hem de savcıların ve mülkiye müfettişlerinin gözü önünde maalesef.

Bu olaylar kamuoyuna yansımadan önce CHP’nin en üst kademesine kadar parti meclis üyeleri tarafından “aman yanlış yapmayın. Bunları tekrar aday göstermeyin. Gösterildiği takdirde ipliği pazara çıkar bu insanların” diye uyarılarına rağmen “bana delil getirin” diyenler, deliller önlerine serilmesine rağmen aynı adaylarda ısrar ettiler. İşte maalesef sonunda da böyle pislikler, yanlışlıklar kamuoyunun gözünün önüne serilip koskoca, neredeyse 100 yıllık mazisi olan partiler birkaç kişinin yüzünden karalanma durumuna giriyor.

Zannediyorum ki Kemal Kılıçdaroğlu daha adaylığı kesinleştiği andan itibaren bu olaylarla ilgili olarak fikirlerini, düşüncelerini, bu adaylarla gitmenin endişelerini partinin en üst kademesine iletti. Hatta bir il yemeği vardı burada. “bu adaylarla giderseniz, ben bu il yemeğinde çıkar, bunlarla birlikte çalışmayacağımı açıklarım” diye rest çekti. O yemek o yüzden tehir edildi.

Maalesef sonra nasıl ikna edildi nasıl mecbur edildi onu da bilmiyorum. Ve şimdi öyle bir hale düştü ki İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı ortaya çıkıp diyor ki “sen benim BİT’lerimle uğraşacağına git Beşiktaş’taki pislikleri temizle.” Hiç kimsenin böyle dürüst, namuslu İstanbul adayını, partinin yükünü sırtlamış adayını bu gibi yanlışlıklarla kötü duruma düşürmeye hakkı yok. İsteyerek bu adaylarla çalıştığını zannetmiyorum ama bunu bir parti görevi olarak kabul etti ve bu işin içine girdi. Şu andan itibaren geri dönüşü olmadığı için de yavaş yavaş gidiyor.

Ben belediye başkanıyla rakip değilim. Ben Cumhuriyet Halk Partisi’yle rakip durumdayım. İnsanlarımız belediye başkanlığını gözden çıkarmışlar ama o kadar büyük bir seçim karmaşası içindeyiz ki yollar her yer AKP bayraklarıyla dolu.

Vatandaşımız sırf burada başka bir parti aradan çıkmasın korkusu içerisinde. Çünkü uzun yıllar burada CHP seçim kazanıyor. Yeniden aradan biri çıkar korkusuyla partiye oy verme endişesi içerisindeler. Yoksa belediye başkanının icraatlarıyla ilgili bir sevgileri, saygıları, inançları yok. Ama sonunda oyların bölünemeyeceğini buradan başka bir partinin aradan sıyrılamayacağını açık açık anlatıyoruz. Rakamlar zaten bunu ortaya koyuyor. Yüzde 12-13 civarındaki bir AKP’nin burada aradan çıkma imkanı yok. Herhalde Beşiktaşlılar gereğini yapıp kendine uygun belediye başkanını seçeceklerdir diye düşünüyorum.

Kamuoyuna mesaj verebilmek için biz burada yeşil alan yarattık 45’e 90 futbol sahası yapacağız diye belediye başkanının meclisi oyalama taktikleri de vardı. Ve sonunda gazete manşetlerinde gördük. Yeşil çatılı 98 daire diye. Onlar kendi kafalarına göre 45’e 90’lık yeşil alanı, futbol sahasını o sitenin çatısına yerleştirmişler, öyle gösteriyorlar. Ama biz geldiğimiz zaman, yalnız burayla ilgili değil, Beşiktaş’taki bütün şaibeli inşaatlarla ilgili yasal gerekleri yerine getireceğiz. Bunların büyük kısmında meclisteki itiraz süreleri dolmuş. Yasa itirazlar olmadığı takdirde planlar uygulanır diyor. Ama kamu yararı olmadığı müddetçe inşaat yapılamayacağını plan yapıcı madde olarak ortaya koymuş. Yani belediyelerimiz Ahmet’in arsasına, Mehmet’in arsasına plan değiştiremezler.

Şimdi Serdar Bilgili’ye bu yeşil alanı yapın desek hazır yapmaya. 2 tane de yapar 3 tane de yapar. Ama kimsenin yaptığının yanına kar kalmasını istemiyoruz. Duyduğum kadarıyla gazeteleri tehdit eder duruma gelmişler. Gözleri kanlanmış. Belediye başkanı da şimdi bizim bezlerimizi, afişlerimizi toplattırıyor. Tamamen panik içindeler. Şimdi bütün gazeteler uyandı, bizden beyanat isteyen isteyene. Aralarındaki muhabirlerden bir tanesi “bunlardan tehditler alıyoruz” dedi. “reklam vermeyiz, mahkemeye veririz” falan diyorlardır. Onu söyleyecek adam “mahkemeye veririz” demez verir. Biz de aynı şeyleri söylüyoruz. Niye vermiyorlar ki mahkemeye? Sürekli söylüyorum. Bunlar suçsa, yalansa bizi mahkemeye verin diyoruz.

Artık Beşiktaşlılar uyandı. Görüyoruz olayları. Şimdi yolda gezerken pencereden insanlar el sallıyorlar. Seneler içinde öğrendik bunları. İnsanlar camdan el salladılar mı işi bitirdiniz demektir. Pencerelerden mendiller sallanmaya başladı. Birilerine veda mesajı o birilerine de hoş geldin mesajı.

Bülent Yüksel: Şimdi bir soru sormak istiyorum size. Bu haberi internet sitesine taşırken veya gazeteye yazarken “Ayfer Atay: İsmail Ünal sihirbazdır” desem “yok ben öyle bir şey demedim” der misiniz?

Ayfer Atay: Hayır tabi ki demem. Birden bire yok oluyor yeşil alanlar görüyorsunuz.

Paylaş:

Bir Yorum Yaz