Demirören ve Sözlüğe Kuvvet Başkanlık Sistemi

Pinterest LinkedIn Tumblr +

Başarısızlığı, gövdeli kelimelerle adeta başarı gibi satmaya çalışan, enteresan bir başkanımız var. Beşiktaş Dergisi Nisan ayı sayısındaki durum değerlendirmesinde Başkan yine döktürmüş.

“Daha önce dile getirdiğim, ‘Beşiktaş bayrağının dalgalandığı her yerde zirvede olmalıyız’ sözünü bir kez daha sizlere hatırlatmak istiyorum. Türk sporunun öncüsü Beşiktaşımız, bütün amatör şubelerimize her zaman büyük bir önem vermekte ve yatırımlarını her geçen gün artırmaktadır. Başarı için, yönetim kurulumuzun gereken her türlü imkânı seferber etmesine, hatta bütçemizin çok üstüne çıkılmasına rağmen Erkek Voleybol Takımımız, maalesef ligde arzuladığımız sonuçları alamamıştır. Bir yandan Teledünya Türkiye Kupası’nda ilk dört arasına kalarak bu kulvarda yoluna devam eden takımımız, diğer yandan ise önümüzdeki sezon İkinci Lig’de mücadele edecektir. Bize düşen görev, hatalarımızdan gerekli dersleri çıkararak, takımımızı yeniden Birinci Lig’e taşımak için inançla, kararlılıkla çok daha fazla çalışmaktır.”

Bu alışılmış bir “zordaki Türk kulübü başkanı” metni. Bir başka deyişle, güçlü kelimelere sırt vererek oluşturulmuş, içi boş söylem şovu.

Buna Adnan Polat’la, Yıldırım Demirören’le, Türk sporsever bol bol tanık olma imkânı buldu son yıllarda.

Galatasaray sürünüyor, Polat diyor ki “Hiç olmadığımız kadar dik, sapasağlam ayaktayız!” (Takımın kaç yediğini unutturma amaçlı sözcüklere dikkat: Dik olmak, Sapasağlam olmak, Ayakta olmak.)
Takım pert olmuş, yarıştığı 1 tane kulvar kalmamış, “Bizi yolumuzdan çevirmeye kimsenin gücü yetmeyecektir!” (‘Önüne gelene yenilen takım’ imajından, ‘Bir yol sahibi olma’, “Buradan çevrilememe’, ‘Buna kimsenin gücü yetmemesi’ vitrinine. Deplasmanların averaj takımı olmakla, yoldan çevrilmenin çevrilmemenin de ne alakası varsa…)
Demirören de başarısızlık devam ettikçe Polat’la yarışıyor. İki kelimeden biri ‘Beşiktaşlılık Duruşu’, ‘Terimizin son damlasına kadar’, ‘Tüm gücümüzle’.

Ortada, bir ‘gerçekler’ var, bir ‘hikâyeler’.
Sen dizlerinin üzerine düşmek de değil, yüzükoyun yere kapaklanmış ol, hala “Dimdik ayaktayız”. Sen öyle dedin diye, öyle değil başkanım.
Takım küme düşmüş, “Daha önce dile getirdiğim, ‘Beşiktaş bayrağının dalgalandığı her yerde zirvede olmalıyız’ sözünü bir kez daha sizlere hatırlatmak istiyorum.”
Başkan bunu biz sana hatırlatsak nasıl olur?
“Türk sporunun öncüsü Beşiktaşımız, bütün amatör şubelerimize her zaman büyük bir önem vermekte ve yatırımlarını her geçen gün artırmaktadır.”
1) Küme düşmüşüz, bunun “Türk sporunun öncüsü” olmakla ne alakası var?
2) “Beşiktaşımız” diyerek beni tarafına almaya çalışmak biraz ucuz bir taktik değil mi?
Sözlüğün afili kelimelerine dayanan şov bunlarla da bitmiyor; “Her zaman!”, “Büyük önem vermek!”, “Yatırımlar!”, “Her geçen gün!”, “Arttırmak!”
“Bize düşen görev, hatalarımızdan gerekli dersleri çıkararak, takımımızı yeniden Birinci Lig’e taşımak için inançla, kararlılıkla çok daha fazla çalışmaktır.”
Sana düşen görev, bu takımı -hadi şampiyon yapma- bari küme düşürmemekti, bağıra bağıra ikinci kümeye gittik, Başkan’ın bu olayı görüş ve camiaya satış şekline dikkat:
“Görev!”, “Dersler çıkarmak!”, “İnanç!”, “Kararlılık!”, “Çok daha fazla çalışmak!”

Demirören’in bütün bir camiayı 6 yaşındaki çocuk yerine koyma çabaları artık tek kelimeyle ayıp oluyor. Dergideki şu yazıyı okuyanların yarısı, zanneder ki voleybol takımı şampiyon olmuş. Diğer yarısı da zanneder ki takımı başkası küme düşürmüş, Demirören lige çıkarma sözü veriyor.

Ortada, bir ‘gerçekler’ var, bir ‘hikâyeler’.

Gerçek: Beşiktaş Erkek Voleybol takımı senin başkanlığında bir kez daha küme düştü.

Hikaye: İstediğin hikayeyi anlat. Ben sana kelimeleri de vereyim, “Nasıl söylüyorduk” diye aranma:
Güçlülükle, Kararlılıkla, Beşiktaşlılık Duruşu, İnançla, Her zaman, Beşiktaşımız, El ele vererek, Kimse Beşiktaş’tan büyük değildir, Tüm kuvvetimizle.
Yeterli sanırım. Beş demeç gider.

Teoman Akben

Share.

Leave A Reply