Sarışın Amcanın Ardından

Pinterest LinkedIn Tumblr +

Schuster, görüntüde bu seneden 200 bin Euro hibe edip, geride ise bunun 300 katı kadar maddi, ölçülemeyecek derecede manevi hasar bırakıp gitti. Görevdeyken de eğlenceliydi ortalık, ama gidişi sonrası okumakta olduklarımız komedya tadı verdi.

Bazılarımızdaki kompleks düşündürücü. Avrupalının Osmanlı sonrası Yeni Türk’ü sokmak istediği şekil, belli ki birçoğumuzun genleri üzerinde etkili olmuş. Herkes zil takıp oynamayabilir Schuster’in gidişi sonrası, ama “Büyük fırsat kaçırıldı”, “Kaybeden Beşiktaş oldu”, “Beşiktaş Schuster’i anlamadı”, “Zaten Türkiye için erken bir oyun anlayışıydı” gibi yorumlar, Schuster yedek kulübesindeyken hangi gezegenlere gidiyorduysa, bu yorumları yapanların da oralarda yaşadığını gösteriyor, eğer kompleksten değilse. Bizimle İnönü’ye gelmesine de gerek yok, Schuster’i ve onun Beşiktaş’ını televizyondan bile olsa 2-3 kere izlemiş hiç kimse Beşiktaş’ın kimseyi anlamadığını, fırsat kaçırdığını falan konuşamaz. Çok açık söylüyorum, bu sözleri edenler ya gerçekten “O koskoca Alman Schuster, biz gariban Beşiktaş / siz gariban Beşiktaş…” sendromundadır, ya da “Ben farklı yazayım” arayışıyla yazmıştır.

Türkiye Schuster’le, yönetimine posta koyan, futbolcusuyla konuşmayan, taraftarına rest çeken, basın toplantısında gazetecilerle alay eden, akreditasyon kartı takmayan teknik direktör gördü. Türk futbolunu, rakiplerini aşağılayan bir teknik direktör gördü. Her 90 dakikanın 20 dakikasında çenesi elinde yere bakan, kulübe duvarına başını dayayıp maç oynanırken uyuklayan teknik direktörü de Türkiye Schuster’le gördü. Bunlar olurken ayda mıydı basının “Schuster kayıptır” diyen kısmı merak ediyorum.

Türkiye’nin anlamadığı teknik direktör Muhsin Ertuğral’dır.
Türkiye’nin kaybı teknik direktör Tevfik Lav’dır.
Türkiye’ye erken teknik direktör Ersun Yanal’dır.
Türkiye’nin kaçırdığı Alman fırsatı, Joachim Löw ve hatta bana sorarsanız Thomas Doll’dur.
Schuster ise bu isimlerin yanında tüm bu hafızalardan silinmeyecek ayıplarıyla, sadece sorunlu Türk’ün kompleksidir. Tüm bunlar yetmemiş gibi bir de kendini kovdurup tazminat almaya çalışma yolu seçmiş, belli ki tazminatından da yüklü bir teklif alışı sonrası yalancı pehlivanlık yaparak “Üstü kalsın” demiş bir kişiye hala “Biz hatalıydık” zihniyetiyle bakan insana ben sadece acırım. Allah akıl fikir versin.

Alman olunca arkasından ağıt yakanların dilinde, (Fatih Terim’i getirsen, yerli diye tu kaka olacakken) bizim Tayfur ne olacak on günde kalemlerinde, üzülerek izleyeceğiz kısa süre içinde. Ne ağırlığı kaldıramaması kalacak, ne “Zaten daha erken…”i kalacak, ne bir şeyi kalacak. Anlaşılamamış, değeri bilinememiş hiçbir zaman Tayfur Havutçu olmayacak. Onlar hep Del Bosque’ydi, Aragones’ti, Schuster’di. Kaçan fırsatlar hiçbir zaman Rasim Kara, Fuat Yaman, Rıza Çalımbay olmadı, olmayacak.

Hepsine ve bizden oldukları için değeri bilinmemekle hüküm giymiş tüm diğerlerine, saygıyla.

Teoman Akben

Share.

Leave A Reply