Yunanistan’ın 2004 Avrupa Şampiyonluğu: Rehhagel’in Planı

Avrupa futbolunda beklenmedik şampiyonluk denince akla gelen ilk örnek hala aynı: Yunanistan, 2004 Avrupa Şampiyonası’nı kazandı. Turnuva öncesi bahis oranlarında son sıralarda yer alan takım, finalde ev sahibi Portekiz’i yenerek kupayı aldı. Aradan yıllar geçti ama o kadronun kurduğu oyun planı hala örnek olarak anlatılıyor.
Final: 4 Temmuz 2004, Lizbon
Final Lizbon’daki Estadio da Luz’da oynandı. Yunanistan, Portekiz’i 1-0 yendi. Golü 57. dakikada Angelos Haristeas kaydetti. İlginç olan, iki takımın turnuvanın açılış maçında da karşılaşmış olması: o maçı da Yunanistan 2-1 kazanmıştı. Yani ev sahibi, turnuvayı aynı rakibe iki kez kaybederek tamamladı.
Çeyrek finalde şampiyon Fransa
Yunanistan çeyrek finalde turnuvanın önceki şampiyonu Fransa’yı 1-0 eledi. Golü yine Haristeas kaydetti ve yine kafa vuruşuyla. Bu maç, takımın turnuva boyunca uyguladığı planın en net göründüğü karşılaşma oldu: rakibe alan bırakmayan bir savunma düzeni ve duran toptan gelen sonuç.
Yarı final ve gümüş gol
Yarı finalde rakip Çek Cumhuriyeti’ydi ve maç 90 dakikada golsüz bitti. Uzatmaların ilk devresinin son saniyesinde, 105+1’de Traianos Dellas korner sonrası kafayla golü attı. O turnuvada yürürlükte olan gümüş gol kuralı gereği, uzatmanın ilk devresi sonunda önde olan takım finale çıkıyordu ve maç orada bitti. Dellas’ın golü, Avrupa Şampiyonası tarihinde gümüş golle biten son maç oldu; kural sonradan kaldırıldı.
Planın mantığı
Kadronun teknik direktörü Alman Otto Rehhagel’di. Planın omurgası, rakibin en iyi oyuncusunu adam adama kapatan bir savunma düzeni ve duran toplarda uzun boylu oyuncularla kazanılan hava hakimiyetiydi. Turnuva boyunca atılan gol sayısı düşük kaldı ama maç kazanmaya yetti. Bu yaklaşım, futbolun estetik tartışmasını yıllarca besledi.
Yunan futboluna etkisi
Kadronun omurgası
Takımın oyun düzeni, bireysel yıldıza değil pozisyon disiplinine dayanıyordu. Savunmanın merkezinde Traianos Dellas vardı ve yarı finaldeki golü de o attı. Hücumda Angelos Haristeas, turnuvanın en kritik üç maçında da golle katkı verdi: açılış maçında, çeyrek finalde ve finalde.
Kadronun büyük bölümü Yunan liginde oynayan oyunculardan oluşuyordu. Bu, şampiyonluğun Yunan futbol kamuoyunda yarattığı etkiyi de açıklıyor: kupayı kazanan takım, hafta içi maçlarını izledikleri oyunculardan kurulmuştu.
Şampiyonluk, Yunan futbolunda kalıcı bir altyapı devrimine dönüşmedi; milli takım sonraki turnuvalarda benzer bir sonuç alamadı. Buna karşılık kulüpler tarafında Avrupa kupalarına ilgi arttı ve Yunan liginin uluslararası görünürlüğü yükseldi. Selanik ve Atina kulüplerinin bugünkü Avrupa yolculuğu Karaiskakis dosyamızda ve Toumba yazımızda anlatılan iki stadın etrafında şekilleniyor.








