Currently set to Index
Currently set to Follow

Müslüm Gülhan Yazdı: Baba Hakkı’dan Son 20 Yıla…

Pinterest LinkedIn Google+ Tumblr +

NationalTurk yorumcusu Müslüm Gülhan’ın bu haftaki “Baba Hakkı’dan Son 20 Yıla…” başlıklı yazısı;

Bilinen değerlendirmeler olmasına rağmen, ayrıntılara ulaşmak için bir iki olguyu içi içe kullanarak derdimi anlatmaya çalışacağım.

Toplumların kültürlerini oluşturan karakteristik özellikleri, her alanı etkilediği gibi halliye futbol sahasına da yansıyarak oyun stillerini ve prensiplerini oluşturur. Bizim için bu kültürün en anlamlı zaman dilimini tabii ki cumhuriyet dönemidir.

Beşiktaş’ın tarihsel ve kültürel derinliğindeki ana prensiplerinin oluşmasına neden olan, cumhuriyet kültürü üzerinden davranış normlarına sahip Baba Hakkı’nın farklılıkları bugün için ciddi referans olmakta.

“Futbol yüzünden iki dizim de kireçlendi. Bedenimin her yanı delik deşik. Hasta oldum, evlenemedim, sırası geldiğinde evimi ipotek ettim. Çalışıp çabaladık. Çok şey kaybettim ve karşılığında Hakkı Kaptan adını kazandım. Bunlardan yakınmıyorum. Beni asıl dertlendiren kulübümüzü yıpratan hizipleşmelerdir. Bu da herkesin yönetim kuruluna girmek istemesinden, lider bulunca gruplaşmaların doğmasından oluyor. Bunlar kulübe fayda getirmez.”

Son 20 yıl içinde gelinen nokta ile, Baba Hakkı’nın kaygıları arasındaki uçurum; Beşiktaş’ı Baba Hakkı’nın kaygılarına bile muhtaç hale getirmiş düzeydedir.

1990 sonrası futbolun değişim evreleri sonucunda, endüstrileşip “finansal” bir yapıya bürünmesi, birtakım değişiklerin oluşumunu ile, artık şirketleşen kulüplerin yönetim mekanizmalarının iç kurgu bakımından, küresel futbol kurgusuna cevap verebilecek profesyonel bir yapı ile işletme modeli oluşturmak zorundaydı.

Genel kurullar, bu yapıyı oluşturabilecek yönetsel ve mali portföyü doğru bir model ile yönetecek başkan ve yönetim kurullarını seçme sorumluluğu ile, hata yapma lüksüne sahip değillerdi.

Ama, bu kaçınılmaz olan değişimin yönetilmesi ne tarihsel derin kültürü ne de geleneksel kurguyu reddetmek anlamına gelmez. Bunun en iyi örneği Bayern Münih’tir.

Beşiktaş için kötü süreç bu noktada başlamakta…

Değişim kisvesi altında, ‘rant’ üzerinden yapılan hovardalık kulübü bu hale getirdi.

Yayın gelirleri, sponsorluk, bilet ve maç günü gelirlerinin oluşturduğu büyük mali portföy değişimin yanlış anlaşılmasına neden oldu!!

Futbolun küreselleşmesine rağmen, ‘esnaf’ motifli kişilerin başkan ve yönetici olması ile, küreselleşmeye karşı yöresel figürler çıkartarak mücadele edilmesi, kişilere değil (!) ama Beşiktaş’ın marka değerine büyük zarar verdi.

Rant kurgusu, birbirinin devamı olan yönetim kurullarının seçilmesi, aynı zamanda; gidenin yaptıklarını temizlemek ve korumak anlamına taşıyordu ki Beşiktaş’ın değil, kişilerin çıkarlarını korumaya dikkat edilmesiyle, aynı zamanda bir kurumsal kimliğin kaybedilmesine de neden oldu.

Ve bunlar aleni yapıldı, yapılmakta…

Fulya davasının temyiz edilmesi, genel kurul yetkisi almadan hakem heyetine gidilerek müteahhit ile anlaşmaya varılıp Fulya’da zarar edilmesi, Fikret Orman’ın ibra edilmemesine rağmen mahkemeye verilmemesi, beş bin kusur renkli üyenin mahkemenin istemesine rağmen isimlerinin mahkemeye gönderilmemesi…

Tüm bunların tek sorumlu organizması Beşiktaş Genel Kuruludur.

Öncelikle genel kurul üye sayısını 50 bin, sonra da 100 bin yapılarak bu oy ağalığına ve pazarlığına son verilmesi gerekir. Beşiktaş’ın gerçek sahibi olan taraftarları bu sürece dahil olmalıdırlar.

Esnaf kurgusundaki yöresel figür yönetici yapısı terk edilerek, sistemin içinden gelen profesyonel kişilerin kulübü yönetmesi lazım.

Yeni bir işletme modeli oluşturarak, şeffaf muhasebe ile hesap verilebilir bir sisteme geçilmesi herkese güven verir.

Futbol işletme modelinde katma değer olarak iki önemli kaynak vardır. Birincisi; alt yapıdan yetiştirilen sıfır maliyetli oyuncuları Avrupa Pazarına satılması ile oluşan gelir. Tabii ki bu Alanya değil…İkincisi; 26 milyar Euro bütçesi olan Şampiyonlar Liginden elde edilen gelirdir. Tüm Avrupa kulüpleri konumları ve politikaları itibariyle, bu iki kaynaktan beslenerek, diğer gelirlerini de bunların üzerinden konsolide edip kendilerini bütçelendirmektedirler.

SMS ile gelir yaratma isteğinin karşılığı futbol da değil ama, köy kalkındırma derneklerin de pek ala alan ve taktir bulur.

Beşiktaş hala bu noktada…

Haliyle, sportif başarıdan ve istikrardan söz etmek için bu kurumsal yapının düzelmesi şarttır.

Müslüm Gülhan / NationalTurk

Paylaş:

Bir Yorum Yaz