İsmail Köybaşı

Pinterest LinkedIn Tumblr +

İsmail Köybaşı Beşiktaş’a ilk geldiğinde kimse anlamamıştı bir sol bek için nasıl bu kadar para ödendiğini. Bir süre “Sadece hücum oyuncuları mı pahalı olmalı” tartışması bile yapıldı futbol dünyamızda.

Bugün artık özellikle Ashley Cole ve Gareth Bale örnekleri sonrası, istisnai yeteneklere sahip bazı hücum özellikli oyuncuların büyük paralar ettiğini görüyoruz. Bu oyuncular bonservisleri dışında kendilerine ödenen ve teklif edilen büyük paraları hak ettiklerini de açıkça gösteriyorlar.

Demirören’in kulübü kendine borçlandırma politikasından değilse, Beşiktaş da böyle bir keşifte bulunduğunu düşündü bir ihtimal iki sezon önce. Gaziantep’ten İsmail Köybaşı diye bir genç bulundu getirildi İstanbul’a. Gaziantep’te oynadığı 5-6 dikkat çekici maç sonrası, İsmail için satarken Beşiktaş’ın kazanması gereken bir para ödendi o dönem. Ve tartışma başladı. Bir sol beke bu kadar para ödenir mi? Ödenirse, İsmail Köybaşı için ödenir mi?

Aradan geçen süre içinde İsmail bu soruyu kendi için olumlu cevaplayacak 1 kişi yaratamadı Beşiktaşlı kitle içinde.
İyimser olmaya çalıştık. Forma bulamıyor dedik. İbrahim Üzülmez’in arkasında zaten kolay değil dedik. Genç dedik. Uyum dedik.

Fakat bugün artık üzülerek geldiğimiz nokta, bu çocuğun İbrahim Üzülmez sonrası eline geçirdiği altın şansı kullanabilecek yeteneklere, hatta Süper Lig çizgisine sahip olmadığı ve olamayacağı.

Her hafta görüyoruz, görmediğimiz hafta zaten yok da, Kasımpaşa maçı sonrası Gençlerbirliği maçı ile de bir kez daha gördük ki İsmail futbolun fundamental denen temel öğretilerinden, esaslarından yoksun. Kendisi hakkında bir şeyler yazmak zorunda kaldığım her yazıda söylediğim gibi, bir defans oyuncusunun, bir kanat oyuncusunun sahip olması gereken özellik ve yeteneklerin hiçbirine sahip değil. Her hareketiyle, her duruşuyla, bir saatsiz bomba. Dün ikinci golü yedirdi, üçüncü için de yapacağını yaptı, o pozisyon da olsa dördü bile kovalayacak derecede berbat bir oyun çıkardı gitti.

İsmail’e artık tribünlerin de sabrı sempatisi bitti. İsmail krediyi iddiasız sezonun iddiasız maçlarında bitirerek, futbolda bir ilki gerçekleştirdi. 80’lerin Kadir’ini beğenmeyen İnönü, tarihinde ilk kez zıplamayı, kafaya çıkmayı, koşmayı, adam kovalamayı, pas yapmayı, çalım yapmayı, çıkmayı, dönmeyi, hiçbir şeyi bilmeyen bir sol bek görüyor. Sadece Kadir’i değil, onun yedeği Mutlu’yu bile mumla arıyor. Mumla değil, cep telefonu ışığıyla bile aramaya hazır olduğu İbrahim Üzülmez is artık çok uzaklarda.

Ve Çarşı.

İlk yarıda takımın son yıllarda gördüğümüz en müthiş prese soyunup, orta sahayı rakibe zindan ettiği o muhteşem dakikada lay lay lay şarkı söyleyen, insanlar sahada 90+3’te canhıraş gol kovalarken “Eyvah, 85. dakikayı kaçırmışız!” deyip “Yumruklar, havaya!” derdinde olan Çarşı.
Tribünlerin İsmail’lerisiniz.
Siz bu takıma destek vermeyi öğrenemeyeceksiniz.

Teoman Akben

Share.

Leave A Reply