Currently set to Index
Currently set to Follow

“Beşiktaş’ın Çıkarlarını Koruyacak Bir Başkan Çıkmayacak mı?

Pinterest LinkedIn Google+ Tumblr +

NationalTurk yorumcusu Müslüm Gülhan’ın Beşiktaş Başkanı Ahmet Nur Çebi ve Hürser Tekinoktay ile ilgili kaleme aldığı yazı;

Hıyanet eden (kimse), zarar vermekten, üzmekten veya kötülük yapmaktan hoşlanan (kimse). Türk Dil Kurumu hain kelimesini iki anlamı ile böyle ifade ediyor.

‘Hain’ diye birini suçlamanın veya zan altında bırakmanın ahlaki sorumluluğu çok büyüktür. Ortaya koyacağınız tüm argümanların içinin dolu olması gerekir. Eğer ortaya koyacağınız argümanların içi boş ve hamaset içeren bir suçlama üzerine bir karşılık ortaya çıktığı taktirde, o zaman bu kelimeyi kullanan kişi bunun muhatabı olur. Kendini öyle kolay bir şekilde de kurtarması zordur.

Bildiğiniz üzere Anadolu Ajansı Atatürk tarafından kurulmuş objektif ve özerk kurgu içinde işlemek amacıyla hareket eden bir haber ajansıydı. Tabii şimdi geldiği yer açısından ve tek taraflı bir anlayış ile yeni bir içerik üzerinden hareket ederek hükümet sistemi kurumu haline gelmiştir.

Beşiktaş Başkanı olarak Anadolu Ajansına konuşan Ahmet Nur Çebi, konuşmaları üzerinden yaptığı değerlendirmeler her ne olursa olsun bir devlet kurumu kimliği içerisindeki tutarlı ve delile dayalı olmak zorundaydı. Hele hele bir devlet kurumu üzerinden birini ki o biri Beşiktaş’ın çıkarlarına hizmet etmek için kendini adamış ve misyon edinmiş Hürser Tekinoktay’dır, ona “hain” demesi ne Beşiktaşlılığa yakışır ne devlet kurgusunun içeriğindeki bir kuruma yakışır bir tutum değildi.

Ve sayın Çebi, on yıl boyunca Beşiktaş’ın çıkarı için mahkemelerde mücadele eden ve tüm masraflarını kendi cebinden harcayıp, ilk etapta kulübe 6 milyon dolar kazandıran Sayın Tekinoktay nasıl hain olabilir? Sizin hainlik kriteriniz nedir?

Ortada özür dilenmesi gereken ciddi bir durum var.

Anadolu Ajansı eğer objektif bir kurguya hala sahipse, Hürser Tekinoktay’ı davet edip, Ahmet Nur Çebi’nin suçlamalarına ve değerlendirmelerine karşı cevap hakkı vermelidir.

Ve Hürser Tekinoktay’ı Ahmet Nur Çebi’nin rakip olarak beyan etmesi ise işin başka bir farklı boyutuydu. Neden mi? Her iki kişi de yani Çebi ve Tekinoktay’da Beşiktaş Genel Kurul ve Divan Kurulu üyesidir. Nasıl rakip olabilirler? Ortada Beşiktaş’a hizmet etmek ve Beşiktaş’ın çıkarlarını korumaktan başka ne olabilir ki?

Ahmet Nur Çebi’nin Tekinoktay’ı rakip olarak görmesine gerek yok. Tekinoktay, Çebi için Beşiktaş içinde bir paydaştır. Hizmet için yarışmaları onları farklı ve ayrı kılmaz. Eğer Ahmet Nur Çebi birini rakip olarak görmek istiyorsa mesela bu Trabzonspor olabilir…

Verdiği röportaj esnasında, elinde bir dosya içindeki “fulya davası” ile ilgili Yargıtay kararını okurken “bu dava bitmiştir” demesi, Beşiktaş Kulübü için bir kırılmadır. Yargıtay kararı genel kurlun iptaline yönelik dava hakkındayken ve hiçbir şekilde “fulya davası” ile ilgili bir açıklama olmamasına karşın, Ahmet Nur Çebi nereden bu kararı okumuştur? Bunu kamuoyuna açıklamak zorundadır.

Diğer bir husus, kulübün haklı olduğuna yönelik mütalaasında yapılması gerekenin dava açılması olduğunu Ahmet Nur Çebi’nin bilmesine rağmen, Yıldırım Demirören ile yaptığı görüşme sonrası fulya üzerine bir hak olmadığını iddia etmektedir. Halbuki daha önceleri yaptığı konuşmalarda “Beşiktaş Kulübünün 95 milyon dolar zararı vardır” diyerek sanki “hesap soracağım” havası yaratması ve şimdi geldiği nokta Beşiktaş için hayal kırıklığıdır.

Tabii ilginç durumlar bitmiyor. Ama gerçekten ilginç ve sıkıntılı durum da; 2008’de bazı Genel Kurul üyelerinin açtığı davaya ve 2012’de ibra edilmemesine karşın ve Yıldırım Demirören hala başkanken kendini Beşiktaş’a karşı korumak için çaba harcayıp, Beşiktaş’ın çıkarlarını ikinci plana atarken, sonraki başkan Fikret Orman’da aynı şekilde Yıldırım Demirören’i Beşiktaş başkanı olarak Beşiktaş’a karşı korumuştu. Ve ne ilginçtir ki; şimdiki Başkan Ahmet Nur Çebi’de Yıldırım Demirören’i Beşiktaş’a karşı korumaktadır. Yani inanılır gibi değil, yahu bir başkan çıkmayacak mı Beşiktaş’ın çıkarlarını Yıldırım Demirören’e karşı koruyacak?

Kurumsal futbol ve küresel futbol kurgusu içinde başarıları sahiplenip, başarısızlıkları başkalarına mal ederek, yöneticilik veya başkanlık yapan hiç kimse uzun süreli görevde kalamamıştır. Çünkü bu futbolun kendi kurumsal yapısına ve felsefesine terstir. Bunu şimdi söylememin nedeni Beşiktaş’ı gelecekte bekleyen tehlikelerden dolayıdır.

Paylaş:

Bir Yorum Yaz