Müslüm Gülhan : “Sergen Yalçın’ı yok saymaya çalışmak, Beşiktaş adına kabul edilemez.”

Pinterest LinkedIn Tumblr +

Geçtiğimiz hafta yapılan olağan divan kurulu toplantısında renkli üyelere karşı açılmış davayı açanlara “Beşiktaş üzerinden kendilerine kimlik sağlamaya çalışanlar” diyerek Beşiktaşlıların tepkisini çeken Genel Sekreter Mesut Urgancılar hemen ertesi gün ise Radyospor‘a konuk olmuş ve Sergen Yalçın hakkında ilginç açıklamalarda bulunmuştu

Mesut Urgancılar’ın özellikle Sergen Yalçın ilgili “Amacımız önce şampiyonluk sonra Sergen Yalçın’ın yeni kontrat konusuna bakılacaktır.” demesi camiadan tepki almaya devam ediyor.

Duhuliye yazarlarından Beşiktaş Özkaynak düzeni kurucularından ve Divan Kurulu Üyesi Atıf Keçeci ”Sergen Yalçın ve diğerleri” başlıklı köşe yazısında da “Herkes bilmeli ki, ne Sergen Yalçın ne de şanlı kulübümüz Beşiktaş sahipsiz.” diyerek olanları eleştirmesenin arkasından BirGün Gazetesi yazarı Müslüm Gülhan’da Mesut Urgancılar’ın Sergen Yalçın açıklamalarına değinerek

Beşiktaş’ın yüz bin üyesi ve Sergen Yalçın başlıklı bir yazı kaleme aldı….

Müslüm Gülhan yazısında “Sergen Yalçın’ı yok saymaya çalışmayı Beşiktaş adına kabul etmek mümkün değildir.” dedi…

Müslüm Gülhan ve “Beşiktaş’ın yüz bin üyesi ve Sergen Yalçın” haftalık yazısı

2000 kişi ile çok rahat bağlantı kurarsanız, 1000 kişiyi çok rahat Ankara’dan İstanbul’a getirirseniz, takım taraftarı olmayan kişileri üye yapıp-parasını yatırsanız ve her şey dahil tur organizasyon yaparsanız başkan olabilirsiniz. Kolay!

Bir kulüp için bundan daha tehlikeli ve daha kötü ne olabilir?

20 milyon taraftarın sahip olduğu takımı yönetmek için bu kadar küçük operasyonlara teslim oluna bilinir mi?

Halkın takımı tanımının karşılığı, halkın sahip çıktığı ve kontrol etme şansını hukuki ve demokratik olarak kazandığı zaman mümkün olur. Dışlanarak, dışarda kalarak olanların sanki bir kader çizgisiymiş gibi kabul etmenin karşılığı yok olmaya yüz tutmuş 100 yıllık takım olur.

Kabullenmek kaybetmektir.

Kimse 100 bin üyeyi otobüslerle taşıyamaz

100 bin kişiyi bir kişi kontrol edemez. Ama 100 bin kişi her şeyi kontrol edebilir.

Kimse 100 bin üyenin aidatını yatıramaz. Kimse 100 bin üyeyi otobüslerle taşıyamaz…

100 bin kişi de kimsenin kaşına gözüne, akşam yemeğine, sabah kahvaltısına kanıp oy vermez. 100 bin kişi projelere ve bunların nasıl yapılacağına oy verir.

Kısa, orta, uzun vadeli beklentilere ve bunlara nasıl kaynak yaratacağına ve nasıl organize edip kimler ile çalışacağına oy verir. Geçmişine oy verir, duruşuna oy verir, konuşma üslubuna oy verir, kulübü ve taraftarı taşıyıp taşıyamayacağına oy verir, nerede durduğuna oy verir…

Bir kulübü ve 20 milyon taraftarı taşımak çok kolay değildir. Hele hele kulübün kültür kodlarını bilmiyorsa, hele hele tarihsel derinliğini bilmiyorsa, hele hele o kapalı tribünde bulunmamışsa ne yaparsa, ne söylese nafile kalır.

Bitirilen üniversitenin yararı kişiyi ve ailesini bağlar. Okuduğu kitaplar kişiyi bağlar. Seyrettiği filimler ise sinema sektörünü bağlar, kulüpleri bağlamaz. Kimse sırf bu yüzden iyi yönetici diye ya da başarılı diye aksedilemez. Sporun ve futbolun kendi iç dinamikleri vardır, bunlarla birlikte neye ve kime hizmet ettiğinin bilinmesi elzemdir. Yapılan hata, temsil edilen 20 milyon kişiye hesap verme zaruretini doğurur.

Sergen Yalçın’ı yok saymaya çalışmak, Beşiktaş adına kabul edilemez.

Sergen Yalçın gibi, Yasin Sülün gibi, Nihat Kahveci gibi, Tunç Kip gibi, Ozan Biber gibi, Aker Çıtak gibi… o Fulya’nın çamurlu sahalarında antrenman yapıp canını dişine takıp Beşiktaş’ı temsil etmenin bedelinin karşılığını öğrenmemişseniz, ne Sergen Yalçın’ı anlaya bilirsiniz, ne Beşiktaş için her alanda mücadele eden o pırıl pırıl gençleri, ne de Şeref Beyi anlaya bilirsiniz. Ancak ve ancak beklenti, popülist söylemlerin yaratacağı algı manipülasyonun etkilerinden nemalanmak olur.

Sergen Yalçın şu anda o kulüp içinde tarihsel davranış derinliğini ve kültür kodlarını bilen ve yaşayan tek kişidir. Aldığı sorumluluğun karşılığının ne olması gerektiğini çok iyi bildiği için ortaya bir değer çıkartmaya çalışmaktadır. Sergen Yalçın için, başarının kıstasını sadece şampiyonluğun içine sıkıştırıp tüm değerleri arkasında koymak sadece bugün için değil gelecek için de çok büyük tehlikedir. Kıymeti şimdi bilinmeli, gittikten sonra değil…

Sergen Yalçın’ı yok saymaya çalışmak, geçmiş ile hesaplaşmayı göze alıp geçmişin tüm içerikleri silmek anlamına gelir ki bu artık farklı bir boyut halini alır. Bunu Beşiktaş adına kabul etmek mümkün değildir.

Demokrasi bir yaşam şeklidir

Demokrasi bir yaşam şeklidir. Kişinin kendisine karşı duruşu olması onun gerçek karşılığı değildir. Aksine, yaşadığı toplum içindeki tüm paydaşlara gösterildiği zaman demokrasi anlam kazanır. Çoğulcu demokrasiler kendi içinde bir kontrol mekanizması oluşturduğu gibi, aynı zamanda bir kültürel değer olarak derin kaynak yaratır.

Demokratik bir ortamı yaratacak olan 100 bin üyenin kabulünde, öncelikle kombine kart sahiplerine yıllık bin küsur lira karşılığı yapılacak üyelik ile ilk etapta 100 milyon TL, yıllık alınacak 30 Euro karşılığı aidatın yaratacağı kaynak ile de kulübe yıllık 30 milyon TL civarında bir girdi sağlanacaktır. Gelirlerin, bu rakamların finansal çeşitlilik, dinamik katılımcılık ve yöneticilik marifetiyle de çok üstünde olacağı aşikardır. Yapılan katkı ile beraber ne bankalara yüksek faiz ödenir, ne tefecilere mahkûm kalınır, ne de siyasi kurumlardan yardım için ödün verilir. Kendi insanı kendi takımını yönettiği gibi kalıcı temelleri olan kaynakta yaratılır.

Bunun için dört işlemi bilmek ile ciddi bir irade ortaya koymak yeterlidir.

Müslüm Gülhan,
12 Mart Birgün Gazetesi

Share.

Leave A Reply