Beşiktaş’ta 13 yıl sonra EuroLeague heyecanı
13 yıl sonra EuroLeague’e dönen Beşiktaş’ı nasıl bir sezon bekliyor? Dusan Alimpijevic’in kadrosunu, yıldızları, güçlü yönleri ve hedefleri değerlendirdik.

EuroLeague’de yeniden Beşiktaş zamanı: Siyah-beyazlıları nasıl bir sezon bekliyor?
Tam 13 yıl sonra yeniden EuroLeague.
Beşiktaş basketbolunun son üç yılda adım adım büyüyen hikâyesi, 2026-27 sezonunda Avrupa basketbolunun en büyük sahnesine taşınıyor. Siyah-beyazlılar, bir yıllık wildcard ile EuroLeague’e dönerken bu dönüş sadece büyük isimlerden oluşan yeni bir kadro anlamına gelmiyor.
Beşiktaş’ın elindeki asıl avantaj, artık kimliği oturmuş bir takım kültürü ve o kültürün başındaki Dusan Alimpijevic. Kulübün EuroLeague katılımı 26 Haziran’da resmen açıklanırken Sırp çalıştırıcıyla yapılan yeni anlaşma da Alimpijevic’i 2027-28 sezonunun sonuna kadar Beşiktaş’ta tutuyor.
Şimdi soru şu:
Beşiktaş EuroLeague’de sadece güzel bir hikâyenin parçası mı olacak, yoksa sezon ilerledikçe play-in ve playoff hesaplarının içine girebilecek mi?
Kadronun potansiyeli ikinci ihtimalin hiç de uzak olmadığını gösteriyor.
Her şeyin merkezinde yine Dusan Alimpijevic var
Beşiktaş’ın son yıllardaki yükselişini yalnızca transferlerle açıklamak eksik kalır.
Dusan Alimpijevic göreve geldiği 2023 yılından bu yana siyah-beyazlılara belirgin bir oyun karakteri kazandırdı. Mücadeleden vazgeçmeyen, fiziksel basketbol oynayan, savunmada temas seviyesini yukarı taşıyan ve özellikle taraftar desteğini oyunun içerisine sokmayı başaran bir Beşiktaş ortaya çıktı.
Alimpijevic de sezon öncesindeki açıklamalarında EuroLeague’e çıkmanın ardından takımın kimliğini değiştirmeyi düşünmediğini açıkça ortaya koydu. Beşiktaş’ın oyuncu seçimindeki temel prensibini ise oldukça net tarif etti: karakteri yeteneğin önüne koymak.
Aslında yeni Beşiktaş kadrosuna bakıldığında da bu yaklaşımı görmek mümkün.
Tek başına büyük isimlerden oluşan bir yıldızlar topluluğu yerine birbirinden farklı özelliklere sahip, mücadele gücü yüksek ve birçok pozisyonda kullanılabilecek oyuncular tercih edildi.
EuroLeague’in 38 maçlık uzun maratonunda belki de Beşiktaş’ın en önemli silahı tam olarak bu olacak.

EuroLeague kadrosu oldukça farklı
Beşiktaş geçtiğimiz sezonun bazı önemli parçalarını korurken EuroLeague seviyesi için kadrosunu ciddi biçimde yeniledi.
Guard rotasyonunda Devon Dotson, David DeJulius, Jaylen Nowell, Scottie Wilbekin ve Berk Uğurlu bulunuyor.
Kanatlarda Furkan Korkmaz, Anthony Brown, DaQuan Jeffries, Metecan Birsen ve Conor Morgan gibi farklı özelliklere sahip seçenekler var.
Uzun rotasyonunda ise Ante Zizic, Wenyen Gabriel, Eugene Omoruyi ve Mady Sissoko yer alıyor. Kulübün resmi kadrosu da bu geniş rotasyonu doğruluyor.
İsimleri yan yana koyduğunuz zaman ilk dikkat çeken şey yıldızdan çok çeşitlilik.
Alimpijevic’in elinde aynı maçı birbirinden tamamen farklı beşlerle oynayabilecek bir kadro bulunuyor.
Scottie Wilbekin: Tecrübe ve büyük maç oyuncusu
Beşiktaş’ın yaz dönemindeki en önemli hamlelerinden biri kuşkusuz Scottie Wilbekin oldu.
EuroLeague’i çok iyi tanıyan Wilbekin, kariyerinin önemli bölümünü bu seviyede geçirdi ve 2025 yılında Fenerbahçe ile EuroLeague şampiyonluğu yaşadı. 33 yaşındaki guard Beşiktaş’a bir yıllık anlaşmayla katıldı.
Wilbekin’in Beşiktaş açısından değerini sadece üreteceği sayılar üzerinden okumamak gerekiyor.
EuroLeague’de bazı deplasmanlar, çift maç haftaları ve maçların son beş dakikası tamamen başka bir basketbol seviyesine dönüşüyor. Wilbekin bu atmosferleri defalarca yaşamış bir oyuncu.
Topun el yaktığı dakikalarda sorumluluk alabilmesi, dış şutu ve oyunu yönlendirme kabiliyeti Beşiktaş için çok önemli olacak.
Sağlıklı ve ritimli bir Wilbekin, bu kadronun tavanını ciddi şekilde yükseltebilir.
Jaylen Nowell sezonun sürprizlerinden biri olabilir
Kadrodaki en merak uyandıran oyunculardan biri ise Jaylen Nowell.
NBA geçmişi bulunan Amerikalı guardın bireysel skor üretme kapasitesi Beşiktaş hücumuna başka bir boyut kazandırabilir.
EuroLeague’de hücum sistemleri tıkandığında birebirden sayı çıkarabilen oyuncuların değeri çok yüksek. Nowell tam olarak bu noktada Beşiktaş’ın jokerlerinden biri olabilir.
Özellikle ikinci beşlerin sahada olduğu bölümlerde topu eline alıp kendi şutunu yaratması, Alimpijevic’in daha önceki Beşiktaş kadrolarında zaman zaman eksikliğini yaşadığı bir silahı ortaya çıkarabilir.
Ama burada önemli bir denge var.
Nowell’ın bireysel yeteneğini takım düzeninin içinde kullanması gerekiyor. Eğer bunu başarırsa sezon sonunda Beşiktaş’ın en çok konuşulan oyuncularından biri olması şaşırtıcı olmaz.

David DeJulius için yeni bir görev
Bir başka dikkat çekici transfer David DeJulius.
Geçtiğimiz sezon İspanya’da ligin en skorer oyuncularından biri olan DeJulius, Beşiktaş’a çok daha farklı bir rol için geldi.
Dusan Alimpijevic de DeJulius konusunda oyuncunun önce sisteme adapte olması gerektiğini belirtirken Dotson ve Berk Uğurlu ile birlikte üç farklı oyun kurucu seçeneğine sahip olduklarının altını çizdi.
Bu detay önemli.
Beşiktaş’ın EuroLeague’de tek bir oyuncunun yaratıcılığına bağımlı olması gerekmeyecek.
Dotson oyunun temposunu artırabilir, DeJulius skor yaratabilir, Berk Uğurlu düzeni kurabilir, Wilbekin ise gerektiğinde hem bir hem iki numarada devreye girebilir.
38 maçlık sezonda bu esneklik ciddi avantaj.
Furkan Korkmaz için önemli bir sezon
Türk basketbolunun son yıllardaki en önemli isimlerinden olan Furkan Korkmaz, eski formunda olmasa da Beşiktaş’ın yeni EuroLeague yapılanmasının temel parçalarından biri.
Furkan’ın şutu, topsuz oyunu ve hücumda sahayı genişletebilmesi Alimpijevic için değerli.
Beşiktaş potaya agresif gidebilecek Dotson, Nowell ve DeJulius gibi oyuncularla oynadığında savunmaların içeri kapanması kaçınılmaz olacak. Furkan’ın bu anlarda dışarıdan sağlayacağı tehdit hücumun tamamını rahatlatabilir.
Aynı zamanda Furkan için Beşiktaş sezonu bireysel anlamda da önemli bir fırsat.
Düzenli dakika, belirgin rol ve arkasında güçlü bir taraftar desteği…
Her şey doğru birleşirse Furkan yeniden Avrupa basketbolunun en etkili şutörlerinden biri haline gelebilir.
Ante Zizic pota altında referans olmaya devam edecek
Takımın geçtiğimiz sezondan kalan en önemli silahlarından Ante Zizic, EuroLeague’de de Beşiktaş hücumunun güvenilir seçeneklerinden biri olacak.
Zizic’in sırtı dönük oyunu, perde sonrası potaya devrilmeleri ve hücum ribaundları Beşiktaş’a yarı saha basketbolunda önemli bir referans sağlıyor.
EuroLeague seviyesinde her gece atletik ve fiziksel uzunlarla mücadele edecek olması ise işin diğer tarafı.
Tam burada Wenyen Gabriel, Eugene Omoruyi ve Mady Sissoko gibi daha hareketli ve atletik oyuncuların önemi ortaya çıkıyor.
Beşiktaş’ın uzun rotasyonu yalnızca Zizic üzerinden değil, rakibe göre şekil değiştirebilecek bir yapı üzerinden oluşturulmuş durumda.
Omoruyi ve Gabriel fizik seviyesini yükseltiyor
Eugene Omoruyi geçtiğimiz sezon Baskonia formasıyla EuroLeague’de 23 karşılaşmada görev yaptı ve maç başına 10.7 sayı ile 3.7 ribaund üretti. Beşiktaş bu transferle hem EuroLeague tecrübesi hem de birden fazla pozisyonu savunabilen fiziksel bir oyuncu kazandı.
Wenyen Gabriel ise atletizmiyle bambaşka bir seçenek.
Alimpijevic’in istediği agresif savunma anlayışında uzunların sürekli hareket edebilmesi ve perde savunmalarında geride kalmaması büyük önem taşıyor.
Gabriel ve Omoruyi bu açıdan Beşiktaş’a ciddi esneklik sağlayabilir.
Kadronun en büyük gücü ne?
Cevap oldukça açık:
Beşiktaş’ın tek bir oyun planına mahkum olmaması.
Skor gerektiğinde Nowell ve Wilbekin devreye girebilir.
Tempo gerektiğinde Dotson kullanılabilir.
Yarı sahada Zizic üzerinden oynanabilir.
Savunmanın fizik seviyesini yükseltmek gerektiğinde Omoruyi, Gabriel, Jeffries ve Metecan gibi isimlerle çok daha sert bir beşe dönülebilir.
Furkan ve Anthony Brown şut alanını açabilir.
Berk Uğurlu ise oyunun kontrolden çıktığı bölümlerde düzeni yeniden kurabilir.
EuroLeague’de her rakip başka bir problem getiriyor.
Beşiktaş’ın kadrosu bütün problemlere kusursuz cevap vermeyebilir ama Alimpijevic’e birçok farklı çözüm sunuyor.
En büyük soru işareti: Yeni takımın oturması
İşin diğer tarafını da görmek gerekiyor.
Beşiktaş’ın EuroLeague’e katılımı ancak 26 Haziran’da kesinleşti. Dusan Alimpijevic de transfer piyasasına bu kadar geç girmenin ciddi dezavantaj yarattığını açıkça söyledi. Birçok EuroLeague takımı kadrosunun büyük bölümünü Beşiktaş’ın katılımı kesinleşmeden önce tamamlamıştı.
Üstelik kadronun büyük kısmı yeni.
Birbirini ilk kez tanıyan guardlar, değişen roller ve EuroLeague seviyesinde ilk kez düzenli oynayacak isimler var.
İlk haftalarda dalgalanmalar yaşanması bu yüzden oldukça normal olacaktır.
Bu takımın gerçek seviyesini belki de ilk beş maçtan değil, sezonun ikinci ve üçüncü ayından sonra değerlendirmek daha doğru olacak.
Beşiktaş’ın hedefi ne olmalı?
EuroLeague’e 13 yıl sonra dönen bir takımdan ilk günden Final Four beklemek gerçekçi olmaz.
Ama Beşiktaş’ın sadece “katılımcı” olmak zorunda olmadığı da açık.
Bu kadro doğru kimyayı yakalarsa play-in yarışının içinde kalabilecek seviyeye sahip.
Özellikle İstanbul’daki iç saha maçları burada belirleyici olacak. Taraftarın oluşturacağı atmosfer, EuroLeague’in birçok büyük takımının alışık olmadığı seviyede bir baskı yaratabilir.
Deplasmanda alınabilecek birkaç ekstra galibiyetle birlikte Beşiktaş sezonun son bölümüne kadar ilk 10 hesabı yapabilecek bir konumda kalabilir.
Sonrası zaten EuroLeague’in doğası.
Bir iki galibiyet sizi beş sıra yukarı çıkarabilir, kötü bir çift maç haftası beş sıra aşağı indirebilir.
Dusan Alimpijevic ve Beşiktaş hikâyesinde yeni bölüm
Belki de bu sezonun en güzel tarafı tam olarak burada.
Dusan Alimpijevic üç yıl önce Beşiktaş’a geldiğinde bir gün bu kulüple EuroLeague’de olmayı hayal ettiğini söylüyordu.
Bugün o hayal artık gerçek.
Şimdi hedef değişti.
Alimpijevic’in söylediği gibi mesele yalnızca EuroLeague’e gelmek değil; Beşiktaş’ı uzun yıllar bu organizasyonun parçası haline getirmek.
Siyah-beyazlılar bunun ilk adımını bu sezon atacak.
Kadro kusursuz değil.
Rakipler çok güçlü.
EuroLeague acımasız bir organizasyon.
Ama Beşiktaş’ın elinde mücadele edecek bir kadro, kendisini kulüple özdeşleştirmiş bir teknik adam ve Avrupa’da fark yaratabilecek bir taraftar gücü var.
Belki de sezon başlamadan kurulabilecek en doğru cümle şu:
Beşiktaş EuroLeague’e sadece geri dönmedi. Bu kez orada kalıcı olmak için geliyor.





