Beşiktaş

Beşiktaş’ta Yıllardır Süren Tüketim Döngüsü: Süleyman Korkmaz’dan Çarpıcı ‘La Nona’ Benzetmesi

Süleyman Korkmaz, Roberto Cossa'nın "La Nona" eserinden yola çıkarak Beşiktaş'ın yıllardır süren mali ve yönetsel krizini analiz ediyor. Borç yükü, yanlış transfer politikaları, kongreler ve kulübün geleceğine dair dikkat çeken değerlendirmeler.

Süleyman Korkmaz’dan Çarpıcı ‘La Nona’ Benzetmesi

Süleyman Korkmaz, Roberto Cossa’nın dünyaca ünlü La Nona (Babaannem 100 Yaşında) eserindeki “sürekli tüketen ama hiç doymayan” karakter üzerinden Beşiktaş’ın son yıllardaki yönetim anlayışını çarpıcı bir metaforla ele alıyor.

Yanlış transfer politikaları, artan borç yükü, liyakatsiz yönetimler ve camiada kaybolan güven ortamını irdeleyen Korkmaz, siyah-beyazlı kulübün artık geçmişin hatalarıyla yüzleşmesi gerektiğini vurguluyor. Yazı, Serdal Adalı sonrası Beşiktaş’ın geleceği için camiaya önemli bir sorgulama ve değişim çağrısı niteliği taşıyor.

Beşiktaş Genel Kurul Üyesi Süleyman Korkmaz’ın kulübün geleceğine dair dikkat çeken değerlendirmeleri.

“Roberto Cossa’nın “Babaannem 100 Yaşında” (La Nona) adlı eserinden.

Buenos Aires’in varoşlarında yaşayan, İtalyan kökenli bir göçmen ailesi, oldukça yaşlı ve neredeyse ölümsüz gibi görünen La Nona (Babaanne) ile birlikte yaşar.

Fakat bu babaanne sıradan biri değildir. Bitmek bilmeyen bir iştahı, doyurulamayan bir arzusu ve sürekli tüketen bir yapısı vardır. Ne kadar yaşlı olursa olsun yemekten asla vazgeçmez. Sürekli yer, hiç durmaz.

Ailenin tek derdi, babaannenin sonsuz iştahını doyurmaktır. Bu yüzden aile sürekli para kazanmak, iş bulmak ve hatta zamanla etik olmayan yollara başvurmak zorunda kalır. Ne yaparlarsa yapsınlar, La Nona’nın tüketimi bütün gelirlerini yok eder.

Sonunda aile, onu yaşatmak yerine bir çözüm aramaya başlar.

Bakım evine vermeyi düşünürler.

Onu evlendirmeye çalışırlar.

Hatta ölmesini beklerler.

Ama hiçbir çare işe yaramaz.

Trajikomik Sonuç

La Nona ölmeye niyetli değildir. Aile ekonomik olarak tükenir, değerlerini kaybeder, yavaş yavaş çözülmeye başlar. En sonunda ailenin fertleri teker teker fiziksel ya da manevi olarak yok olurken, La Nona hâlâ hayattadır ve tüketmeye devam eder.

Hikaye çok tanıdık değil mi?

Ne yazık ki Beşiktaş da uzun yıllardır benzer bir düzenin içinde ayakta kalmaya çalışıyor.

Bugün yaşanan borç yükü, sportif çöküş, kaybolan güven ortamı ve her geçen gün biraz daha aşınan Beşiktaş değerleri tesadüf değildir. Bunların tamamı, yıllardır süren yanlış yönetim anlayışının, borçlanma kültürünün, istikrarsızlığın ve liyakatsizliğin sonucudur.

Transferler futbol aklı ve yapılanması ile değil, menajer ilişkileriyle, kişisel hesaplarla ve günü kurtarma anlayışıyla yapıldı. Beşiktaş’ın kasası boşalırken menejerler servetine servet kattı. Bırakın Beşiktaş’ı, ikinci ligde bile forma giymesi tartışılacak isimlere milyon dolarlar ödendi. Bunun bedelini ise yine Beşiktaş ödedi.

Ardından her gelen yönetim, bir öncekinin bıraktığı enkazdan bahsetti. Her başkan geçmişi suçladı. Olağanüstü kongreler çözüm üretmek yerine krizi daha da derinleştirdi. Beşiktaş’ın geleceğinin konuşulması gereken kürsüler, yandaş alkışlarının, karşılığı olmayan sloganların ve taraf kavgalarının sahnesine dönüştü.

Sonuç değişmedi.

Camia bölündü, insanlar birbirine düşürüldü, güven duygusu zedelendi. Kaybeden ise her zaman olduğu gibi yine Beşiktaş oldu.

Şimdi önümüzde çok önemli bir soru duruyor.

Bu başkalaşmış düzene, bu sürekli tüketen anlayışa ve Beşiktaş’ın geleceğini yiyip bitiren bu zihniyete artık “dur” mu diyeceğiz?

Yoksa geçmişte olduğu gibi, bu düzenin kendini yeniden üretmesine ve bu tüketim çarkının dönmeye devam etmesine izin mi vereceğiz?”

Süleyman Korkmaz

Serdal Adalı Hasan Arat’ın rekorunu eline geçirdi

Dikkati Çekenler

Başa dön tuşu