Beşiktaş'ı takip et !
Karın karnı…
25 Ocak, 2010 | 09:01

Seçil Sökmen

Tüm hafta sonunu şehrin öte yakasında geçirmek üzere planlamışken, evden gelen kötü haber üzerine apar topar usta organize edince…
Cumartesi sabahı gelecek ustaları beklemek üzere taksiye atlayıp vadiye geçince…

Saat cumayı cumartesiye bağlarken, gece yarısı ev dolusu insan gelince…
Kar baba bulutlara yağ deyince.. olan oldu…
Evet… Yemek üstü tatlı ikramı gibi kar tüm güzelliğiyle yağdı vadiye…

İki gece iki gündüz oldu, vadiyi ve bembeyaz sokağı izliyoruz, ayaklarımız kaloriferde, koltuğun üstüne tünemiş vaziyette…

Elimizdeki içecekler konuya ve saate göre değişiyor lakin hep bir hareket var evin içinde… Olmasa özlerim bu durumu…
Kimi vadide esir kalmaya yorumlasa da durumu, iyi yanından bakınca karın yada beyazın birleştiriciliği var işin içinde…

Balkon kapısını açınca havanın bu kadar soğuk olduğuna inanamadık, içerisi sıcakmış, ısıtan da insanoğluymuş…
Hem komik hem bağımsız insanlar olmalı çevrenizde…

Bağı olmayan değil, bağımsız düşünebilen, yaşayabilen…
Bağlarını ayağına dolamayan ya da başarısızlıklarını bağlarına tahvil etmeyen.

Eğlencesini vahşi bir arzu gibi yaşamayan, eğlencenin içindeki neşeyi kaçırmayan insanlar…
Eğlencenin ve hayatın naifliğini bozmayan, masumiyetini kaybetmiş ya da kaybetmeye hazır değil de, aksine yaşadıkça masumiyet kazanmış insanlar…
Ne de güzel çıkar hayatın tadı….

Komik insanlar olmalı çevrenizde, her daim eğleneceğiniz komik insanlar…
Duruşu komik, hayata bakışı komik, anlattıkça komik, aşkı komik, meşki komik insanlar, dramı dahi komik..

Gidilir mi kalınır mı diye düşünürken şehirde, birden herkesin bir yere dağılacağını öğrenmek acıtsa da, “hayat böyle” klişesi sizi olgun davranmaya itiyor…

Elbette bu hafta sonu bir daha yaşanmayacak…
Aynı tarih, aynı beyaz, aynı mekan ve aynı konular aynen tekrar etmeyecek ama ikincisini isteyen kim?

Dedim ya komik olmalı insanlar….
Ve bilinenin bu topraklarda inanılanın aksine eğlendiği için, parası olduğu için, kazanabildiği ve harcayabildiği için, gülebildiği için utanmamalı insanoğlu…
Bir başkasının hakkına tecavüz etmediği sürece…

Televizyon yerine sarı ışıklı sokak lambasının aydınlattığı, ucu görünmeyen kıvrımlı sokağı seyrederken niye beni bu kadar güldüren dostlarla birlikte olmak şahaneydi…

Gece yarısı paltolarla bahçede bulunca kendimizi ve karın altında taş olup olmadığını aklımıza getirmeden düşünce Ortaköy yokuşuna doğru yeniden çocuk olduk….

Anneannemin evine giderken büyük yokuştan gee yarılarına kadar naylon torbaların üzerinde kaydığımız zamanları düşündüm…
Yokuşun ana caddeye bağlandığını hiç hesap etmeden kayardık.

Galiba o zamanlardan kalma ki, hala karın altına bakıp yürüyenlerden değilim, garantili hayatlar ve yollar uzak oldu bana, bu şekilde yapamadım seçimlerimi…

Hani karı kontrol edip yürüyenler vardır yolda, taş var mı diye karı yokladıkları için delik deşik edenlerdir karın karnını.

Taş olmadığından emin olduklarında ne kar mucizevi sonsuz bir yataktır ne de kendini bırakıverme isteği kalmıştır elde. Hiç düşmezler böylece, hiç taş girmez sırtlarına.
Hiç bir yerleri acımasın diye, etlerinde başka bir etin izi kalmadan devam ederler yollarına.

Bu yapılamayanlardan değildir, elbette yapılabilir ama buna bir hayat denir mi, ya da hayat diye tarif ettiğimiz hayat o mudur, emin değilim…

O kadar da kıymetli değiliz, ne zaman bu kadar kıymetli olduk biz ?
Kimselere, hiç kimselere teslim edilemeyecek kadar stratejik bir önem kazanmamız ne zaman denk gelir?
Bu hayatlar ne zamandan beri “çuvallamaması”, “tökezlememesi” gereken büyük birer proje ?

Ne zamandan beri bir daha asla yaralanmaması gerekecek kadar cılızlaştı içimiz?
Oysa geçer hepsi.
Bugüne kadar geçmiştir.

Ve kurduğumuz cümlelerin hepsi yaralarmızdandır.
Yara yoksa bir hayat cümlesi yoktur aslında.

Ancak ve sadece “Bir daha mı birine teslim olmak mı ?
Asla!” cümleleriyle yakınlaşabilenler değil mi aslında kendini en çok karın serin koynuna bırakmak isteyenler?

“Hiçbir şey istemiyorum” diyenler değil midir aslında bu hayatın bu hayattan en temiz, en sonsuz ve en yumuşak kar yatağını bekleyenler?
Umduğundan utananlar…
Karı yoklaya yoklaya delik deşik edenler.

Yaralarını organları zannedenlerdir onlar. En kıymetli cümleleri yaralarına dair olanlar. Bütün iyilikli şeyleri muhtemel bir taş bulmak için delik deşik edenler.

Bu hafta sonu vadiye gelenler muhtemel bütün planlarını iptal etme ihtimaliyle geldiler, dönememe ihtimali olduklarını bilerek…

Evde kendilerine uygun bir pijama bulamama ihtimallerini ya da bulduklarını yiyebileceklerini tahmin ederek…

Belki de tümü yanlış…
Hiç hesaplamadan yola düştüler…
Gece yarısına kadar telefonlar çaldı, sevgililer bir yerlerde beklediler, aileler merakla başka yerlerde…

Yarın Pazartesi… hepimizin suratı büyük bir adam olmaya karar verdi…
Madem öyle…
Son söz:
Kara, buza dikkat edin… Dikkatli yürüyün yolda… usul usul, sağdan sağdan, ağır ağır sıvışarak…

Seçil SÖKMEN

İstanbul,  24 Ocak 2010

E-mail: secil.sokmen@gmail.com

Twitter'da takip et! Beşiktaş Postası'nı Twitter'da takip et!
Beşiktaş Postası Yorumları
    42 Yorum var
  1. Albatros - 25 Ocak 2010 | 10:23

    Biz de mahsur kaldık ama anadolu yakasında siz allahtan evinizdeymişiniz.

  2. vadideki zambak - 25 Ocak 2010 | 10:25

    çok güzel bir hafta sonuydu. Sıcacık evde bol peynirli, bol sucuklu, bol çaylı, kahveli, bol filmli ve bol kahkahalı bir hafta sonu geçirdik. Herşey için teşekkürler kuzum. Bu yazı da güzel bir anı oldu. Teşekkürler güzel yürekli kadın :) :) :) :) :)

  3. kerem uçmen - 25 Ocak 2010 | 10:27

    sevgili eşim ve ben sana teşekkür ederiz. Yazınla daha da ısınmış ortalık, böyle hissettiysen ne mutlu bize.. İyi ki varsın hayatımızda…

  4. semazen - 25 Ocak 2010 | 10:29

    Siz dostlarını ve ilişkilerini koruyabilenlerdensiniz sanırım. Yazılarınızda en çok dikkatimi çeken seçiciliğinizin yanında size ait olan değerleri korumanız ve lezzetiyle yaşamanız. tebrikler.

  5. tahta masa - 25 Ocak 2010 | 10:30

    Son cümleyle ortalığı toz duman etmişsiniz inceden inceden :)

  6. ayşe şahiner - 25 Ocak 2010 | 10:32

    Tabu oynarken iğrençtiniz, terbiyemi bozdunuz büsbütün. Seçil’cim çok güldürdün bizi hakikaten. Tüm konukseverliğin için teşekkürler (tabu oyununda hepiniz gerçekten iğrençtiniz :) )

  7. metin er - 25 Ocak 2010 | 10:44

    bizi çocukluğumuza götürdünüz teşekkürler :)

  8. Altuğ Gözen - 25 Ocak 2010 | 10:57

    Garantili hayat diye birşey olmadığını bilmeyene acımak lazım. Siz karın altına bakmadan yürümeye devam edin. Sizde bu yürek oldukça düşseniz de hep ayağa kalkarsınız.

  9. Sevil - 25 Ocak 2010 | 11:49

    dışarıda evsiz olanlar aklıma geldi de, siz şanslıymışsınız

  10. açık adres - 25 Ocak 2010 | 13:38

    hava bugün de kötü meteoroloji pazartesiden sonra kar demişti. sabah işe çok zor gittik. belediye bi çözüm bulsun yokuşlar hep buz.

  11. barish - 25 Ocak 2010 | 13:46

    anadolu yakası’nda kuzguncuk’ta olur, kordon’da balık yersiniz di mi? allah böyle hapseder sizi eve:)

  12. kapalı kepenk - 25 Ocak 2010 | 14:26

    Mario Frangoulis ve Il Divo sevdalısı sahici kadın. Kendisine en olmadık zamanlarda en olmadık yerlerde rastlamak mümkündür, şartlar normal olunca pek ortalarda görülmez. Canı öyle istemiştir o anda, yaşam felsefesi bu cümleyle özetlenebilir. Enerji sarmaşığıdır.

  13. zırdeli - 25 Ocak 2010 | 14:28

    En ciddi toplantılarda ciddi ciddi konu anlatıp, beş dakika sonra muhahahaha diye gülmeye başlar. Disiplininden korksam mı, yoksa mizah duygusunu sevsem mi derken o başka bi boyuta ve konuya geçmiştir bile.

  14. melih - 25 Ocak 2010 | 16:29

    şehir bembeyaz halada yağıyor gerçekten çok güzel

  15. hale lale jale - 25 Ocak 2010 | 16:30

    biz de kardanadam yaptık :) özlediğimiz kar geldi, yaşasın :)

  16. kahvenin rengi - 25 Ocak 2010 | 19:07

    eridikten sonra napıcaz bilmem zaten her yeri buz tutmuş

  17. ankarali - 26 Ocak 2010 | 09:36

    yazar Ankara’lı mı? sanırım benim lise arkadaşım kendisi. Eğer öyleyse eğlenceli hali o zamanlara dayanır, yorumculara katılıyorum, o zamandan Ankara’da kalmayacağı belliydi ve böyle güzel yazılar yazacağı.

  18. xxxxyyyyzzzz - 26 Ocak 2010 | 09:40

    valla bahsettiğiniz ulus vadisiyse şu an berbat durumda. arabamı çıkartamıyorum, taksi de gelmiyor iş güç kaldı.

  19. esra alanyalı - 26 Ocak 2010 | 09:41

    kar yine başladı, dışarısı çok güzel.

  20. zodiac - 26 Ocak 2010 | 09:41

    Şubat ayı yine karlı geçecek bence. Bu kış karı gördük nihayet…

  21. rumelihisarı - 26 Ocak 2010 | 10:04

    haklısınız hayatın garantilerle dolu olduğunu sananlar mutluluğa uzak mesafeli yaşayanlardır. çok güzel bir yazı olmuş, tebrikler.

  22. kudra - 26 Ocak 2010 | 10:12

    esra alanyalı :kar yine başladı, dışarısı çok güzel.

    zodiac :Şubat ayı yine karlı geçecek bence. Bu kış karı gördük nihayet…

    rumelihisarı :haklısınız hayatın garantilerle dolu olduğunu sananlar mutluluğa uzak mesafeli yaşayanlardır. çok güzel bir yazı olmuş, tebrikler.

  23. kudra - 26 Ocak 2010 | 10:15

    Hayatla ilgili pek çok şeyi garantiye aldıktan sonra, başını sokacak bir sıcacık bir evi, tatilini, yiyeceğini, giyeceğini, rakını, şarabını vs vs. sağlama aldıktan sonra, neyin gözü karalığından bahseder bu insanlar. Güldürmeyin beni ne olur :)

  24. ömer k - 26 Ocak 2010 | 12:19

    sayın kudra yazara niye bu kadar yükleniyosunuz ama yaw?

  25. sevilay - 26 Ocak 2010 | 12:21

    ömer k :sayın kudra yazara niye bu kadar yükleniyosunuz ama yaw?

    ömer k ya katılıyorum. yoksa hayran mısınız yazara?

  26. sevilay - 26 Ocak 2010 | 12:46

    salla pati yaşamak iyi değil elbette ama düşme ihtimalini kafada tutmadan yürümeyi anlatmış yazar çok da güzel anlatmış. düşme ihtimali kafada oldukça yürümekten ve yürünen yolların güzelliğinden keyiflenemez insanoğlu.

  27. kudra - 26 Ocak 2010 | 13:21

    sevilay :salla pati yaşamak iyi değil elbette ama düşme ihtimalini kafada tutmadan yürümeyi anlatmış yazar çok da güzel anlatmış. düşme ihtimali kafada oldukça yürümekten ve yürünen yolların güzelliğinden keyiflenemez insanoğlu.

    sevilay :

    ömer k :sayın kudra yazara niye bu kadar yükleniyosunuz ama yaw?

    ömer k ya katılıyorum. yoksa hayran mısınız yazara?

    ömer k :sayın kudra yazara niye bu kadar yükleniyosunuz ama yaw?

    kudra :Hayatla ilgili pek çok şeyi garantiye aldıktan sonra, başını sokacak bir sıcacık bir evi, tatilini, yiyeceğini, giyeceğini, rakını, şarabını vs vs. sağlama aldıktan sonra, neyin gözü karalığından bahseder bu insanlar. Güldürmeyin beni ne olur

  28. sami katmerli - 26 Ocak 2010 | 13:53

    Seçil Hanım, erotik kardan adam yaparken pek keyifliydiniz bahçede gece yarısı ama duydum ki hastalanmışsınız.

  29. kel kör sağır - 26 Ocak 2010 | 14:01

    sayın kudra siz burda size cevap verildikçe değerli olduğunuzu sanıyosunuz. madem beğenmiyosun, niye girip okuyosun yazıyı, bi de üstüne niye yorum yapıyosun di mi ama?

  30. mor menekse - 26 Ocak 2010 | 14:04

    yazardan bahsediliyosa o kadar da garantili bi hayatı yoktur bence garanti insanı başka bi ortamda başka şeylerle uğraşır. yazdıklarından çok naif ve steril bir yaşamı olduğunu anlıorum. bir yandan yakıcı bir ruhu da var.

  31. uğur murat öztürk - 26 Ocak 2010 | 15:46

    Los Angeles, CA’dan sevgiler. Hepinizin sesini aynı anda gece yarısı duymak çok güzeldi, yıllara dayalı bu sevgili, saygılı arkadaşlığın birleştiricisi kar kadar güzel Seçil olmalı aynı zamanda. Hepinizi sevgiyle kucaklarım.

  32. abs - 26 Ocak 2010 | 22:14

    hastalanmışsınız yazar hanım :( , geçmiş olsun. Tavuk suyuna çorba için.

  33. melis aksoy - 27 Ocak 2010 | 09:19

    böyle bir gazetemiz olduğunu bilmiyordum, ne güzel. herkese başarılar.

  34. taylan aksoy - 27 Ocak 2010 | 16:55

    Merhaba Seçil’cim, çok beklemeli Paris seyahatinden bu yana görüşemedik. Sen gittiğin her yere sıcacık bir yürek, kalite ve güzellik götürürsün. Çok da güzel anlatmışsın.. Hakikaten karın karnını deşe deşe yaşayanlar var di mi?

  35. Rino Jacopo Grassini - 27 Ocak 2010 | 17:01

    Dear Secil your photo and smile is beautiful :) You look wonderful as always you do :) I do not understand in Turkish but I am sure that you make the people happy with your stories like your smile :) Miss you too much my suit friend. I love you :) (Your red cabbage face guy)

  36. Martinas - 28 Ocak 2010 | 09:25

    bonne guerison Secil

  37. kalamiti ceyn - 28 Ocak 2010 | 13:11

    vadideki zambak :çok güzel bir hafta sonuydu. Sıcacık evde bol peynirli, bol sucuklu, bol çaylı, kahveli, bol filmli ve bol kahkahalı bir hafta sonu geçirdik. Herşey için teşekkürler kuzum. Bu yazı da güzel bir anı oldu. Teşekkürler güzel yürekli kadın

    ben de istiyorum aynısını :( :( :(
    Ne yani bizim suçumuz aynı sitede oturmak mı? o yüzden mi çağrılmadık?

  38. kalamiti ceyn - 02 Şubat 2010 | 13:20

    gelip otursa yine gözlerime gözbebeklerin :) vadide…

  39. Hakan Mercan - 03 Şubat 2010 | 11:46

    Merhaba kardanadam arkadaşım,
    yeni yazını bekliyoruz. Kar bile özletmedi kendini bu sene. Kal sağlıcakla :)

  40. ak kedi kara kedi - 19 Mayıs 2010 | 16:55

    yaz geldi ama ben bu yazıyı okuyunca yine kışa döndüm

  41. Ali Aytun - 19 Mayıs 2010 | 16:56

    Manşette harika bir fotoğraf ve iki çocuk görünce dayanamayı okudum, iyi ki de okumuşum. Bu tatil günümde bambaşka bir yere gittim. Kaleminize sağlık.

  42. av.semih - 21 Mayıs 2010 | 16:33

    bu yazıya bayıldım, yaz o rtasında okuyorum ama bayıldım. lütfen biraz daha yazın. siz saatlerce yazın, biz saatlerce okuyalım.

Yorum Bırakın

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
Cumartesi sabahı, hakkına tecavüz, hayat cümlesi, Karın Canı, karın karnı, Ortaköy Vadisi, Ortaköy yokuşu, Seçil Sökmen Haberleri, Seçil Sökmen Yazıları,
Benzer Haberler
  • Ceket
  • Temrin
  • Bigâne
  • Dilemma
  • Nara
  • Beşiktaş'ı takip edin !