Adil Gür’ün yeni seçim anketi
Yaptığı kamuoyu araştırmalarıyla seçimler öncesinde en başarılı anketlere imza atan Adil Gür’ün yeni çalışması yine çok ses getirecek.
A&G araştırma şirketinin yeni anketine göre yükselişte olan iki parti MHP ve kapatılan DTP. MHP CHP’nin ensesinde.. Sarıgül oylarını CHP’den değil AK Parti seçmeninden alıyor.
Taraf gazetesinden Neşe Düzel’in haberine göre Adil Gür seçmenin kimliği ve tercihiyle ilgili son kamuoyu araştırmalarını 26-27 Aralık’ta ve Ocak’ın ilk haftasında gerçekleştirdi.
Sadece partilerin aldığı oylar değil orduyla ilgili tespitler de bir o kadar çarpıcı.. İşte Adil Gür’ün açıklamaları..
Orduya güvende ciddi düşüş
Ergenekon soruşurmasından önce orduya güven yüzde 90 civarındaydı. Halkın orduya güveni son darbe ve suikast iddialarıyla yüzde 63.4′e düştü..
Araştırma yapılırken Balyoz daha duyulmamıştı
Bugüne dek Türkiye’de orduya güven hiç yüzde 80′lerin altına düşmemişti. Üstelik biz bu araştırmayı yaptığımızda henüz Balyoz harekatı haberleri yoktu.
Kim daha çok orduya güveniyor?
Her yüz erkekten 40′ı orduya güvenim azaldı derken kadınlar daha ordudan yana durdular. Orta ve üst yaş grubundakilerde de gençlere oranla orduya güven daha fazla düştü. Bunun nedeni orta yaş grubundakilerin geçmiş darbe dönemlerinin vahametini bilmeleri olsa gerek.
Partilere göre orduya güvende farklılık var mı?
Evet var. Eğitim yükseldikçe “orduya olana güvenim azalmadı” diyenlerin oranı yükseliyor. Bunun nedeni bu ülkede eğitimliler CHP seçmenidir. Sadece üniversite mezunları oy kullansa, CHP bu ülkede tek başına iktidar olur. Üniversite mezunları açısından CHP hep birinci partidir. Türkiye’de sadece ilkokul mezunları ve düşük gelir grupları oy kullansa AK Parti yüzde 50′den fazla oy alır.
Hangi parti orduya ne kadar güveniyor?
Her yüz AK Parti seçmeninin 41.3′ü, her yüz CHP seçmeninin 24′ü, her yüz MHP seçmeninin 31′i “orduya güvenim azaldı” diyor. DTP’lilere yani Barış ve Demokrasi Partisi’ne gelince yüzde 71.8′i “orduya güvenim” azaldı diyor.
Araştırma ne zaman ve kaç kişiyle yapıldı?
“Bugün seçim olsa ne olur?” diye hem 26-27 Aralık 2009′da hem de bu ayın ilk haftasında araştırma yaptık. Ocak ayında 2412 kişiyle görüştük. Bu araşırmanın sonucuna göre AK Parti’nin oyu yüzde 32-33 bandına kadar indi. 2009 yerel seçimlerinde yüzde 38.4 oy alan AK Parti o günkü oyların dört beş puan altında seyrediyor.
AK Parti’nin oyları kime gidiyor?
Beş yaıl önce AKP’den vazgeçen birinin MHP7ye veya Saadet partisine gitmesini beklerdiniz mantık gereği. Halbuki şimdi MHP CHP’den oy alıyor. CHP de MHP’den.. Abdüllatif Şener ve Saadet’in yanı sıra Sarıgül de AK Parti’den oy alıyor. Sarıgül’ün yanındaki insanların Baykal muhalifi eski CHP’lilerden oluşması nedeniyle kamuoyunda, ‘Sarıgül CHP’den oy alacak’ diye yanlış bir algı var. Sarıgül CHP’den daha çok AK Parti seçmeninden oy alıyor. Biri dünün sol partisi, dünün merkezinde sağında olan partisi.
BUGÜN SEÇİM OLSA
AK Parti: Yüzde 32
CHP: Yüzde 21
MHP: Yüzde 19
DTP: Yüzde 7
TDH: Yüzde 6
Saadet Partisi: Yüzde 5
Sarıgül neden CHP’den zor oy alır?
Çünkü Mustafa Sarıgül Tayyip Erdoğan tipinde bir siyasetçi. “Sarıgül’e oy verebilirim” diyen daha çok varoşlarda yaşayan düşük gelirli ve düşük eğitimli insanlar Sarıgül partisinin vitrinine dindar, muhafazakar, milliyetçi isimler koyduğu takdirde AK Parti’ye alternatif olur.
CHP ve MHP’nin durumu
Oyu 3-4 puan arttı yüzde 20′ye yaklaştı. CHP toplumun kendisinden beklediği değişimi yapamazsa MHP de bu arada dindar ve muhafazakar seçmenleri kazanacak politikalar uygularsa MHP CHP’yi geçebilir ve ikinci parti olabilir. CHP yükselirken MHP düşüyor, MHP yükselirken CHP düşüyor. CHP yüzde 26-27′ye çıktığında MHP yüzde 15 ve altına inmişti. Bu partinin iktidar alternatifi olabilmesi için toplam oyun artaması lazım. Aslında şu da var. CHP’nin problemi Deniz Baykal değil. Partinin problemi CHP’nin söylemi duruşu ve yönetimi..









Loading ...
türkiye ve milleti için çalışacak tek bir lider vardır oda btp başkanı sayın prf dr haydar baş hoca ve milli ekonomi modelidir bu model gerek ülkemiz için gerekse tüm insanlığa ışık tutacak alternatifsiz bir projedir bunu inceleyen dünyanın bütün ekonomi profesörleri bu proje önünde saygı ile eğilmişlerdir bu proje insanlık için bir kurtuluştur bu projenin içinde tarım,hayvancılık,sağlık,eğitim,sanayii,vatandaşlık maaşı tc vatandaşı her erkek için 500tl her ev kadını için 1000tl her çocuk için 250 tl vatandaşlık maaşı verilecektir.şehit yakınları ana baba eşler içinse 3000tl maaş bağlanacaktır.asgari ücret 3000tl olacak, çiftçimize mazot gübre ve ekipman desteği ve ilk 18 ay sonra elektrik su doğalgazdan vergi kalkacak senyoraj hakkının tam kullanılması yani ülkemizin iş gücünün karşılığı olan paranın tam şekli ile basılması ve topluma yayılması,yer altı madenlerimizin yabancıların elinden alınıp devlet vatandaş iş birliği ile çalıştırılması,gayri safi milli hasıladan ülkemin insanının üzerine düşen payı tam alması,sayın baş cuma ve cumaertesi akşamları saat 9 da meltem tv den yayınlanan eko analiz proğramında ülkem ve milletim adına geliştirmiş olduğu bu tez ve projelerini açık ve detaylı bir şekilde anlatmaktadır ülkeme ve milletime hayırlı olması dileğimle
sayın gür
yapmış oldugunuz seçim anket ve yorumlarınızı ilgi ve merakla takip ediyorum.ne yazıkki hiç bir anket ve yorumlarınızda demokratik sol parti ile ilgili sonuçlar verilmemektedir.Acaba sizin için yüzde 4/5 gibi bir yüzde küçümsenecek bir rakammı merak ettim
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli’nin temel prensiplerinden biri olan vatandaşlık maaşını anlattı.
BTP Genel Başkanı, kendi iktidarları döneminde her Türk vatandaşına 500 lira maaş vereceklerini bir kez daha yineledi. Vatandaşlık maaşı dediklerinde kendilerine gülenlerin hükümetin açıkladığı kişi başı milli gelir 8.500 dolar oldu iddiasına bir şey demediğini ifade eden Prof. Dr. Haydar Baş şöyle konuştu:
“8 bin 500 dolar aşağı yukarı 12 bin lira eder. Demek ki 7’den 70’e her birimizin eline yılda 12 bin lira para geçiyor. Öyle mi? E ben ne dedim size? Her birinize 500 lira vereceğim dedim. Onun dediği doğru benim dediğim yanlış. Bu servet bizde bunun misliyle var. Hem de çok fazlasıyla var. Ama öyle bir çarpık paylaşım var ki aslanla tilki hikâyesi gibi bir paylaşım. Bu sana bu bana, bu da bana şeklinde bir paylaşım. Erkeksen itiraz et. Şimdi bunların pay etmesi işte böyle. Ama Haydar Hoca’nın döneminde paylaşım adaletli olacak.”
Haydar Baş farkı
“Herkese iş, herkese aş” diyen herkese ve tabi Haydar Baş Hoca’ya, Başbakan Erdoğan köpürüyor:
“- Kaynak nerede yahu, kaynak?”
Recep Bey aslında ırmakta yüzüyor, susuzluktan şikâyet ediyor.
Keşke Sayın Erdoğan, “Kaynak nerede?” diyeceğine Prof. Dr. Haydar Baş’ın “Milli Ekonomi Modeli”ne bir göz atsaydı. Yahut geçtiğimiz Pazar günü BTP’nin Dördüncü Olağan Kongresi’nin yapıldığı Büyük Anadolu Oteli’ne bir eleman gönderip Sayın Baş’ın konuşmasını kasete aldırsaydı.
Haydar Hoca, “Herkese vatandaşlık maaşı bağlayacağım” diyor, nasıl olacağını anlatıyor. “Sizi madenlerinizin ortağı yapacağım, hepiniz patron olacaksınız” diyor, nasıl olacağını anlatıyor. İnanmayan olabilir diye, “Vallahi de, billahi de yapacağım” yemini veriyor. Bir İslâm âlimi olarak böyle bir yemin edebilmek her babayiğidin harcı değil.
İnanmasa, güvenmese bu yemini edebilir mi? İktidar olduğunda ortaya çıkacak bir yalan için gönül ehli, ilim ehli bir insan hiç ebedî akıbetini ortaya koyar mı?
Bu yemin bir müminin makam ve para için yapabileceği bir yemin değil.
Zaten Haydar Hoca’nın davası için harcadığını milletvekili geliriyle kapatabilmesi için birkaç yüzyıl iktidarda kalması gerekir, o da ayrı bir konu.
Ezberinizi bozun
Milletimiz çok büyük bir servetin üzerinde oturuyor, Haydar Baş Hoca’nın dışında bu zenginliği hakkıyla fark edene bugüne kadar rastlamadık.
Türkiye, Kapitalist/Emperyalist sistem tarafından, “İmkânlar sınırlı, ihtiyaçlar sınırsız” aldatmacası ile “anne karnında bir çocuk” olduğuna ikna edilmiş.
Evet, Türkiye “karındaki çocuk” anne de, “Kapitalizm/Emperyalizm!” Açlığı önlemek, işsizliğe çare bulmak, kalkınma ve refahı temin etmek için verilen bütün akıllar, “Anneyi besle, yani her hafta bir milyar dolar borç faizi öde ki, anne doysun, karnındaki çocuk da yaşasın!” türünden akıllar.
Haydar Hoca, Rezzak olan Allah’a iman ettiği için, “Kaynaklar sınırsız” diyerek ezberleri bozuyor ve anne karnındaki çocuğa, “Çık oradan, kopar göbek bağını, dışarıda uçsuz bucaksız toprak, deniz, gökyüzü, bitkiler, ırmaklar var!” diye sesleniyor.
Çocuk alışmış..
“Hayır, hayat yalnız burada” demeye devam ediyor. Şartlandırılmış, “doğarsam ölürüm” zannediyor. Söyleyin, çocuk mu haklı, Haydar Hoca mı?
İsrail örneği!
Türkiye’yi yöneten birinin, “Kaynak yok” demesi kadar acı veren bir şey olamaz.
Hele gözümüzün önünde İsrail gibi bir örnek varken. 22 bin kilometrekare ile İsrail Konya’nın yarısı kadar bir toprağa 7 milyon nüfusu ile Ankara kadar da bir nüfusa sahip.
Üstelik sürekli savaş halinde.
Topraklarında ne maden, ne petrol var! İçecek suyu bile yok İsrail’in! Ama İsrailli işadamları İngiltereli, Japonyalı, Kanadalı işadamlarından daha çok şirket kurmuş, tam 3 trilyon dolarlık bir servetin sahibi haline gelmiş.
Bu bir avuç çorak topraktaki bir Yahudi’nin milli geliri 30 bin dolara yakın.
İsrail’e göre ucu bucağı gözükmeyen topraklarında, başta bor ve demir olmak üzere madenlerin her türlüsü bulunan bir vatana sahip, üç yanı denizlerle çevrili, ırmakları gürül gürül akan bir Türk’ün yıllık geliri ise, bir İsraillinin ancak üçte biri kadar.
Ayıp değil mi? Ve bu ayıp Türk’ün mü, adam eksen biten vatan toprağının mı, yönetenlerin mi, söyleyin Allah aşkınıza? Onun için kimse Haydar Hoca’ya, “Kaynak nerede?” yahut “Parayı nereden bulacaksın?” demesin; Hoca’nın tansiyonu yükseliyor.